Bir elimiz bağrımızda, bir elimiz göçük altında

01.11.2020 10:00

Sadece bir ülke ve üzerinde yaşayan topluluk olmadığımızı, toprağı vatan eyleyen bir millet olduğumuzu iliklerimize kadar hissettiğimiz zor zamanlardan geçiyoruz… Bedenimizdeki ciğerlerimiz bir virüsle tehdit edilirken; vatanımızın ciğerleri de teröristlerce saldırıya uğruyor, fark yok. Teröristler de bu cennet vatana salınmış birer virüs değil mi… Bir yandan da depremler beşik gibi sallıyor memleketi… Malatya ve Elazığ’da yaşadığımız deprem felaketinin ardından şimdi İzmir… “Virüs var, çıkma! – Deprem var, çık!” ikilemi arasında sıkışıp kaldık.

Tüm bu sıkışmışlık içinde birlik türküleri tutturarak ayakta kalıyoruz… Dün yanı başımızda vatan mücadelesi veren Azerbaycan’la Karabağ’daydı Türkiye; bugün Azerbaycan “İki elim kanda dahi olsa İzmir’deyiz” diyor… Devlet afet bölgesinde ters esen rüzgârlara siper oluyor, vatan üzerinde çatı, millet ile bir… Siyaset bitti, muhalefet sustu, şimdi herkes omuz omuza… Bu görüntü Türkiye’nin en gerçek yüzü, acı konuştu mu tüm sahtelikler susar. İnsanın gerçek yüzü acı anında belli olur derler ya işte aynen o hesap, memleketin gerçek yüzü de acı anında çıkıyor. Kutuplaşmalar, kavgalar, hırslar kayboluyor, geriye bir tek en temel vasfımız kalıyor: ***BİRLİK OLUŞUMUZ! Çanakkale’de olduğumuz gibi… Bu hafta kutladığımız cumhuriyeti; zafer nidası olarak cihana bir avazda haykırdığımız gibi. “Türk beklenendir… sözü ile nam salan, yaralara merhem olan Türk; kendi yarası için elini bağrına koyar da merhem olur. *Şimdi bir elimiz bağrımızda, bir elimiz göçük altında tek yürek olduk.* Evini kaybedenlere ev, ailesini kaybedenlere aile olmak için dört bir yandan İzmir’e akın ediliyor… Memleketin bir yerinde, bir mutluluk yaşayan birileri; İzmir’de hiç tanımadığı birileri acı yaşıyor diye sevinmekten ar ediyor. Bu memleketin insanı budur işte, bir ailenin ferdi gibi hisseder.

Elbette ki memlekette peyda olan arsız otlar da var… Acının orta yerine siyasi fitne atan, acıyı muhalefetine meze yapanlar… Yahut dini işkembeden yorumlayıp geviş getiren, hurafelerini acılarla besleyenler… Siyaset bir yerde anlaşılır, afet anlarını yönetme kabiliyeti üzerinden bir yorum getirilmesi denir, tabi bunun da zamanı var. Bir de diyenlerin geçmişi de bilmesi gerekir, mesela deprem bölgelerine gitmeye tenezzül etmeyen, Türk devletine yakışır bir devlet adamı olamayan siyasetçiler, bakamayan bakanlar gördü bu millet. Şimdi tüm bakanların anında afet bölgesinde, milletle hemhal olması eleştirilecek değil alkışlanacak bir hareket, olması gereken oluyor. Daha iyisi için ise birlik olunmalı, köstek değil. Gelelim din adamı maskesi ile papazlık edenlere; İzmir’e gâvur yaftası vurmuşlar, felakete alkış tutuyorlar. Bunlar gibi hurafelerle uğraşanlar kaçacak delik ararken, gâvur dedikleri İzmir, şanlı tarihinde gâvurun namahrem elini memleketten söküp atmıştır. Bu zihniyet tarihte de milletin canına yapışan bir virüstü, şimdi de hâlâ elleri milletin yakasında… Sanki onlar kul değil, Allah’ın jandarması, bu dünyada millete ahkâm keserek Müslümanlık taslıyorlar. Ortalığa ifrit gibi tükürükleriyle saçtıkları hurafeler İslam’a da, Allah’ın merhametine de sığmaz. İzmir Lut kavmi gibi kahroldu demek, insanlık değildir. İnsanlığı olmayanın da Müslümanlığı şüpheli. Allah kimseyi birilerine din ölçerlik etsin diye jandarma kılmamış. Hesabını herkes ahirette verecekken, milletin dinini ölçüp “sen belayı hak ettin, kahrol!” demek, İslamiyet’i bilmemek ve Allah’ı da tanımamaktır. *Kime göre gâvur bu İzmir?, hesap günü geldi de biz mi kaçırdık..?! “Ya Müslüman olursa?” diyerek zulmedenleri Allah’a şikâyet etmeyen Peygamberin ümmetine “Gâvur İzmir, hak ettiğini buldu” demek yakışır mı. Bunu kendine yakıştıran, İslam’ı yakıştıramamıştır. İslam’ı hedef tahtası hâline getiren bunların hurafeleridir. Fransa’nın karikatüre döktüğü ahlaksızlık, işte bu zihniyetin eseri. Bunların da şu an mücadele ettiğimiz virüsten bir farkı yok, İslam’ın organlarını infilak ettirmek için saldırıyorlar. Ama arif olana karşı etkisizler. Biz millî ve manevi şuurla tek yumruk olabildiğimiz sürece, virüsler etkisiz kalmaya devam edecek.

***Çatlak sesleri bastıran birlik türkümüzü tutturalım. “Sesimi duyan yok mu?diyenlere umut olsun bu türkü. Hainlere, fitnecilere kulak tıkayıp omuz omuza verelim ve sadece yardım çağrısını duyalım. Kimi canını kaybetti, kimi evini, kimini de korku sardı. Dününü kaybedenleri bugün yeniden kazanalım, yarınlarını kuralım. Binaları, para hırsından gözü dönen müteahhitlerin vicdansızlığı ile değil; can havlinde enkaz bölgesine koşan madencilerin vicdanı ile inşa edelim…