Bizim de Mehmetçik’e, şehitlere borcumuz var!

20.06.2021 10:00

Ülkede neredeyse her gün şehit haberleri geliyor. Kimi duyulmuyor bile. Adları yok, 1, 2, 3, 8 deniyor, geçiyor. Kaç annenin bağrına ateş düşüyor, kaç babanın yüreği sızlıyor, kaç çocuk babasız kalıyor… Onlar ne için canlarını feda ediyor, kim için anadan, babadan, yârdan, serden geçiyor..? ***Onları kim katlediyor..?

Terör örgütü PKK’nın Meclis uzantısı olan HDP’nin kapatma davasının görüldüğü şu günlerde, tam da Anayasa Mahkemesi raportörü tarafından iddianamenin kabul edilmesi istenmişken, İzmir’de HDP’ye saldırı düzenlendi. Saldırıdan evvel bina boşaltılmış ve binada sadece temizlik görevlisinin kızı olan Deniz Poyraz var. Toplantı olacağı bilindiği hâlde kimse yokmuş… Her gün en az 10-12 kişinin bulunduğu söylenilen İzmir HDP binasında ne tesadüftür ki kimse yok… Sanki duygu sömürüsü için bir oyun kurulmuş, ortam boşaltılmış ve bir kurban bırakılmış. Gerçi bu işin sankisi yok, bu ülkede saldırı ve katliamdan sorumlu merci HDPKK. Severler; intihar suikastlarını, ölüm oruçlarını, kendilerini kurban etme eylemlerini… Yoldaş edebiyatı yaparlar da, yoldaşları kurbanlarıdır. Ekmek yediği kaba pisleyen, ekmek bölüştüğü insanın kıymetini bilir mi..? Bilmez. Ama ülkemizde çoğu şeyin anlamı dışında kullanıldığı gibi edebiyat da bu çirkinliğe güzel bir perde çekmek için kullanılıyor. Maalesef, çoğu insanımız da perdenin ardında ne var diye bakma tenezzülünde bulunmuyor. Alim edasıyla salınarak algı operasyonlarında yeme geliyorlar…

“Milliyetçi siyaset bu saldırıyı azmettirdi.” sesleri yükseliyor!

Saldırı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün “milli” bir mücadele zaferi ile kurduğu ve emanet ettiği partinin lideri kamera karşısına geçiyor. Teröristler tarafından katledilen masumlara ve şehitlere karşı gösteremediği hassasiyeti Deniz Poyraz için gösteriyor. Yılmaz Özdil, bir fotoğraf paylaşıyor “Deniz’in son kahvaltısı; domates zeytin…” diyerek duygu sömürüsünün çanlarını çalıyor, teröristi niye daha iyi besleyemediniz diye sitem ediyor. Kış uykusuna yatan hayvanlar gibi zaman zaman ortadan kaybolan memleketimizin(!) sanatçıları, bu milletin alkışları ile var olan sanatçılar; uykusundan uyanıp ağıt yakıyor, sloganlar tutturuyor, ölümsüzlük vaatleri veriyor. Kim için, Deniz Poyraz için… Deniz Poyraz kim? Deniz’in 3 kardeşi de terör örgütü suçundan cezaevinde… Deniz’i de babası şöyle tanımlıyor: “Deniz, Kürdistan’ın Deniz’idir. Biz dağlarda direnen aslanlara borçluyuz. Şu anda düşmanın tank ve topları önünde direniyorlar. Biz ne kadar bedel versek de hâlen borçluyuz.” *Yani diyor ki “Deniz bir bedeldir.”, *Yani diyor ki “Türkiye’nin ekmeğini yiyoruz ama Kürdistan hayali kuruyoruz. Kızımı da bu hayal için kurban ettim. Biz, ülkenin güvenliğini sağlayan Mehmetçik’e, dağlarda inlere sinerek pusu kuran ve masumları katleden teröristlere borçluyuz, bu borç için Deniz’i bedel verdik, feda ettik.” *Yani diyor ki “ben de teröristim, kızım da terörist, ailecek teröristiz bu da bizim Kurban Bayramı’mız.” Yani bu edebiyat parçalayanlar; “Milliyetçi siyaset, Deniz Poyraz’ı öldürttü.” diyerek Türkiye’de, Türk milliyetçiliğini suçluyor ve teröristin faşist bir milliyetçilikle etrafı kana bulamasına masumiyet nişanesi konduruyor. Hakikaten insanlık namına Deniz Poyraz’a üzülüyorlarsa, gerçek katilleri kınayarak terörizmin karşısında durmalılar. Bu memleket, tarih boyunca daim olan Türk Devleti’nin nihai durağı olan Türkiye Cumhuriyeti. Biz, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk komutanlığında, Türk milliyetçiliği zemini üzerinden yükselttik Cumhuriyetimizi…

**Teröristi niye daha iyi beslemediniz diye sitem eden Yılmaz Özdil, üzerinden para kazandığı Nutuk’u hiç okumamış mı..? Kemal Kılıçdaroğlu, emanet aldığı partinin o 6 okundan birinin “Milliyetçilik” olduğundan habersiz mi..? Ve de, teröriste ağıt yakan sanatçılar, teröristin canına kastettiği millet olmadan bir hiç olduklarının farkında değil mi..?**

Tarih ve olaylar şahitliğinde diyebiliriz ki şu dünyadaki en masum milliyetçilik, Türk milliyetçiliğidir; saldırı için değil savunma için var. Eğer aksi olsaydı, bugün memlekette terörizm gibi bir sorunumuz olmazdı zaten. Ne dağlarımızda, ne sokaklarımızda, ne de caddelerimizde barınamazdı terörist, bu ülkenin ekmeğini yiyemezdi.

Toprağa gübre olurdu ancak. Ama Türk milletinin milliyetçiliği vefa ve merhametten ibaret, teröristini dahi besliyor. Yılmaz Özdil gücenmiş ancak güvenliğimiz için gecesini gündüzüne katan Mehmetçikler çoğu zaman o domatesi dahi yiyemiyor…

*Biz de; dağlarda inlere sinen teröristlere karşı canı ile duran; vatanı, bayrağı, milleti koruyan o yiğitlere borcumuz var! Bizim de Mehmetçik’e, şehitlere borcumuz var!*