Sonuç: Dilek İmamoğlu (54), Özgür Özel (35)

YAYINLAMA:
Sonuç: Dilek İmamoğlu (54), Özgür Özel (35)

Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM'de rekor sayılabilecek bir oy farkıyla kabul edildi. Oylama sonrasında en çok tartışılan parti Yeni Parti oldu. Hâlâ da güncel tartışmaların önemli bir bölümü bu parti üzerinden yürütülüyor.

Biliyorsunuz, Özgür Özel CHP Genel Başkanı iken "Terörsüz Türkiye" sürecinin başlamasıyla kurulan "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" için CHP'den üye vermişti. Sonra süreç olgunlaşarak "Çerçeve Yasa" oluşturma noktasına gelince, "Siyasi yaklaşımımızda bir değişiklik yok, ancak usul ve üslup açısından son derece yanlış bir iş." bahanesiyle bu kez Yeni Parti Genel Başkanı olarak imza vermemişti.

Özgür Özel'in bu duruşunu, "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" noktasında da bir bahaneyle TBMM'deki oylamada sürdüreceği beklenirken, Yeni Parti'de bu kez "evet-hayır" curcunası yaşandı.

Silivri merkezli ve Ekrem İmamoğlu odaklı "Ya tutarsa" politikası, bu oylama sırasında da kendisini gösterdi. Ekrem İmamoğlu'nun gölgesiyle kurulan ve bu gölgeyle yoluna devam eden Yeni Parti'de kafa karışıklığı, siyasi kurnazlık ve çok başlılık, her şeyin birbirine karışmasına neden oluyor.

Çerçeve Yasa Teklifi'nin TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmeye başlamasından saatler önce Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, sosyal medya hesabından "Yüzümüzü millete dönelim" paylaşımı yaparak Yeni Partililere bu yasa karşısında "Hayır" oyu verme çağrısında bulunmuştu.

Ekrem İmamoğlu'nun gölgesi altında siyaset yapan Özgür Özel ise buna rağmen TBMM'deki konuşmasında, "Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya evet diyeceğiz." diyerek tavrını açıklamış, fakat ardından "Milletvekillerimiz de seçildikleri illerde millet ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır." şeklinde bir açık kapı bırakmıştı.

Bu ifadenin parti grubunu serbest bırakmak anlamına gelmediğini söylese de Yeni Parti'nin 54 milletvekili "Hayır" oyu verdi.

Bu tabloya göre Yeni Parti'de Dilek İmamoğlu'nun 54, Özgür Özel'in ise 35 oyu gibi bir oylama tablosu ortaya çıktı.

Ekrem İmamoğlu ise cezaevinden yaptığı açıklamayla, "Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in açtığı yeni siyaset yoluna, büyük mücadelesine ve liderliğine inanıyor; bütün uyarıları ile ortaya koyduğu üstün kararlılığı yürekten destekliyorum. Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum." diyerek, hangi yönden bakılırsa bakılsın farklı yorumlara açık bir açıklamayla güncel tartışmaya dâhil oldu. Çerceve Yasa’ya destek gibi görünse de oylama sonucunda “Her tarafı idare edelim” disiplinsizliğinin ortaya çıktığı bir gerçektir. 

Milletvekili sayısıyla TBMM'nin ikinci sırasındaki Yeni Parti'nin Genel Başkanı Özgür Özel, "Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya evet diyeceğiz." diyorsa ve 54 milletvekili "Hayır" oyu veriyorsa, elbette bu 54 milletvekilinin "tutarlılığı ve sorumluluğu" şimdi tartışılacaktır. Çünkü o partide başı boş bir hal yada çok başlılık vardır.

Mesela, "Hayır" oyu veren bazı Yeni Parti milletvekilleri özellikle dikkatimi çekti.

Mesela, terör devam ederken Öcalan'ın posterleri altında gösteri pozları veren; üstelik Kürt olan, terörün acılarını yaşamış Şanlıurfa'nın çocuğu ve milletvekili Mahmut Tanal'ın, temel amacı, hedefi ve çerçevesi PKK'lı teröristlere silah bıraktırmak ve örgütün feshini hızlandırmak olan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne "Hayır" oyu vermesini nasıl izah edeceğiz?

Mesela, Suriye'de öldürülen, Ceren Güneş kod adlı PYD'li terörist Özge Aydın'ı daha önce TBMM'de konuk eden ve TBMM kürsülerinde konuşturan; 2014 yılında Ayn el-Arap'a (Kobani) giderek sözde Kobani Kantonu Başbakanı Enver Müslim ve sözde PYD Kobani Başkanı Asiye Abdullah isimli teröristlerle görüşen, HDP'li ittifakları öven Veli Ağbaba'nın Çerçeve Yasa'ya "Hayır" oyu vermesi dikkat çekici değil mi?

Mesela, İlk Meclis'te Dersim milletvekilliği yapmış ve 1925 yılında Şeyh Said İsyanı'na destek verdiği gerekçesiyle İstiklal Mahkemesi tarafından idam edilen Hasan Hayri Bey'in torunu olan ve 2023 yılında CHP içinde iken, "HDP bizim içimizde olan bir parti. Bizim HDP ile özgürce hareket etme yeteneğimiz var." diyen Yeni Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko'nun Çerçeve Yasa'ya "Hayır" oyu vermesi tuhaf değil mi?

Söz konusu terör örgütünü kökten ortadan kaldırmak, terörü ülkemizde ve bölgemizde bitirmek olduğunda neden "Hayır" diyorlar?

Mesela, Çerçeve Yasa'ya "Hayır" oyu verilmesini, "Yüzümüzü millete dönelim" şeklindeki paylaşımıyla Yeni Parti'ye yön tayin etmeye çalışan Dilek İmamoğlu'nun eşi, 2019 yılındaki İstanbul yerel seçimlerinde terör örgütü PKK'nın Kandil'deki en üst düzey yöneticilerinden biri olan KCK Eşbaşkanı Bese Hozat'ın "23 Haziran'da İstanbul'da Kürtler faşist bloğa karşı kim çıkacaksa, bu İmamoğlu'ysa İmamoğlu'na destek verecektir." şeklindeki açıklamasına mazhar olmadı mı?

23 Haziran İstanbul seçiminden iki gün önce terör örgütü PKK'nın yayın organı Özgür Politika, teröristbaşı Cemil Bayık'ın "AKP kaybederse yeni dönem başlar. Sayın İmamoğlu'nun İstanbul seçimlerini kazanması Türkiye'de siyasi açıdan çok büyük değişiklikler getirir. İstanbul tek başına bir şehir olarak düşünülmemeli." sözlerini manşet yapmadı mı?

PKK'nın Kandil'deki en yetkili isimlerinden biri olan teröristbaşı Murat Karayılan, "İnsanlarımızın AKP-MHP'yi İstanbul'da bir kez daha yeneceklerine inanıyorum." yönlendirmesinde bulunmadı mı?

HDP, Öcalan'ın mektubu karşısında "Öcalan'ın mesajlarını aldık. Stratejimiz aynen devam ediyor. Oylarımız Ekrem İmamoğlu'na." açıklamasını yapmadı mı?

Seçimlerden beş gün önce Selahattin Demirtaş'ın "Bugün için Sn. İmamoğlu'nun söyleminin desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz." açıklamasını yapmadı mı?

Tüm bu açıklamaları yan yana koyduğumuzda, seçim sürecinde Kandil-HDP-Demirtaş uyumlu bir şekilde "Ekrem İmamoğlu'nu destekleme" kararı doğrultusunda bir seferberlik yaşandığı bir gerçek değil midir?

Öyleyse Dilek İmamoğlu'nun yüzü o günlerde kime dönüktü?

Eşi Ekrem İmamoğlu, "HDP'lilerin başımız üzerinde yeri var. HDP'lilere layık olmaya çalışıyorum." diyerek HDP ile ittifak sürecindeki mitinglerde oy toplarken, Dilek İmamoğlu'nun yüzü o günlerde kime dönüktü?

Dilek İmamoğlu, Van'daki mitingde kocası HDP'lilere/PKK’lılara şirinlik yapan konuşmalar yaparken, kendisi de zafer işaretiyle kalabalıkları selamlarken yüzü o günlerde kime dönüktü?

Terör devam ederken PKK ve uzantılarıyla iş birliği ve ittifak yapan zihniyet, PKK terörü kökten bitirilmeye çalışılırken niçin "Yüzümüzü millete dönelim" demiyor?

Terör örgütü PKK'nın ilk siyasi partisinden bugüne kadar bu yapıyla çeşitli düzeylerde siyasi iş birlikleri kuran bu siyasi zihniyet, mesele terör örgütünü tamamen ortadan kaldırmak olduğunda neden bu kadar tuhaf bir tavır sergiliyor?

Asıl sorulması gereken soru belki de budur.

YENİ Parti, şaşalı bir şekilde çıktığı bu yolda; çok başlılık, Genel Başkanı'nı dinlemeyen disiplinsizlik ve "her yana ayrı oynayalım" anlayışı nedeniyle duvara toslamıştır.

"Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya evet diyeceğiz." diyen bir Genel Başkan'ın başında olduğu partide 54 "Hayır", 34 "Evet" oyu çıkıyorsa, o partide başka hesaplar ve dış müdahaleler vardır.

Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu'nun gölgesinden kurtulmadığı sürece bu çelişkileri daha çok yaşayacak ve yaşatacaktır. Aksi hâlde bu gölge devam ettiği müddetçe, siyaset üzerinden Türkiye'ye hizmet etmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. Oylama öncesinde ve sonrasında yaşananlar, Yeni Parti'de işlerin yolunda gitmediğinin açık bir göstergesidir.

"Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olamayacaksa Dilek İmamoğlu'nu aday yapalım." diyenler, Yeni Parti içinde bir deney yapıyor sanırım.

Gelişmeleri anlamak için bu deneydeki kobayları dikkatlice takip etmekte yarar var!

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...