Git bakalım Muharrem vaktin gelmiş...
Siyaset tarihine “Gel bakalım Muharrem” vakası olarak geçen bir Muharrem İnce var. CHP içinde yıldızı parladı; partisinin Cumhurbaşkanı adayı olduğunda kamuoyundaki bilinirliği ve siyasi popülerliği daha da arttı. Ancak Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybettiği gece, kendisini göklere çıkaranların önemli bir bölümü tarafından adeta “tapmak için helvadan heykel yapıp, acıkınca yiyen” anlayışının kurbanı hâline getirildi.
Zaten o geceden sonra bir türlü siyasette yeniden toparlanamadı. CHP içinde genel başkanlık yarışına girdi, kazanamadı. Ardından CHP’den ayrılarak Memleket Partisi’ni kurdu. Ancak burada da beklenen siyasi varlığı gösteremedi.
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Memleket Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı oldu. Fakat CHP merkezli muhalefetin yoğun siyasi baskısı ve belden aşağı saldırıları karşısında adaylıktan çekildi. O gün yaptığı açıklamada, “45 gündür direniyorum. Adaylıktan çekiliyorum, bunu memleketim için yapıyorum. Hiçbir bahaneleri kalmasın. Seçimi kaybettiklerinde, seçimin sabahı bütün suçu bize atacaklardı.” ifadelerini kullandı.
Özgür Özel CHP Genel Başkanı olunca, celladına âşık kurban misali, “Benim buraya gelişim bir geri dönüş değil, bir kucaklaşmadır.” diyerek tekrar CHP’ye döndü. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de İnce’ye rozet takmadı ve “Onun rozeti alnında duruyor.” dedi.
Muharrem İnce, CHP’ye siyasete yeniden tutunmak için gelmişti. Özgür Özel yönetimindeki CHP’ye “mutlak butlan” kararı çıkması sonrasında ise ortada kaldı.
Kemal Kılıçdaroğlu’na tavır alıp CHP’den ayrılmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin başından gitti diye geri geldi. Şimdi Özgür Özel CHP’den gitti, peşinden gidemiyor.
Nitekim şöyle demiş: “Ben CHP’de kalacağım. Ayrılıp geri dönmek zorunda kalmanın ne olduğunu yaşadım.”
Muharrem İnce, nerede kalıyorsan kal da basit, istismarcı ve hafızasız siyasetçi olmaktan vazgeç…
“Terörsüz Türkiye” yorumlarını takip ediyorum. Bir siyasetçi bu kadar mı hafızasız olabilir? Sana bakıp bunu görebiliyorum.
“Terörsüz Türkiye” sürecinin hukuki altyapısını oluşturmak amacıyla hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM’de rekor sayılabilecek bir oy farkıyla kabul edildikten sonra dili çözülen Muharrem İnce’nin dili daha da çözülmeye başladı. Bir yorumunda şunu söylemiş:
“2023’te rakibini PKK ile gizli iş birliği yapmakla suçla, ‘Bunları seçerseniz Apo’yu serbest bırakırlar’ diyerek milleti korkut. Aradan üç yıl geçsin… Bugün, dün suçladıklarınla aynı süreçte buluşup PKK’lıları affetmek için yasal düzenleme yap. Peki şimdi ne oldu? Dün söylediklerin mi yalandı, bugün yaptıkların mı? Eğer bugün yaptığın doğruysa, 2023’te millete anlattıkların neydi?”
Muharrem İnce hâlâ alkolün etkisi altında mı bilmiyorum ama kendisinin de 2023 yılında CHP’yi, “Tencere, iktidarı yıkar, doğrudur. Ama güvenlik, tencereyi yıkar. Sen FETÖ’yle, PKK’yla ilişkini böyle yavşak bir ilişki içinde olursan bu millet dolar 100 lira olsa yine sana oy vermez. FETÖ’ye mesafe koyamazsan, PKK’ya mesafe koyamazsan dolar 100 lira olsun, millet sana oy vermez.” sözleriyle suçladığını nasıl unuttuğunu gerçekten merak ediyorum.
Peki “Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce gibi Atatürkçüleri partiden yolladın, oraya FETÖ'cüleri doldurdun, PKK'lıları doldurdun. Libya teskeresi konusunda İyi Parti 'evet' oyu verdi, CHP 'hayır' oyu verdi. Neden hayır veriyorsun. Doğru yapmışlar, Akdeniz'de var olmak istiyoruz. Türk askeri Libya'da olmalı ki Akdeniz'deki gazı alabilelim, pay sahibi olabilelim. Sorunlu mu, zor mu, zor. Biz büyük devletiz, neden hayır veriyorsun, PKK istemediği için mi hayır veriyorsun. Terörün her türlüsünü kınayacaksın, PKK diyorsan seninle işim olmaz, PKK bir terör örgütüdür " sözlerini de mi unuttun?
Ya şunları nasıl unuttun, Muharrem Bey?
“İki tane oy alacağım diye PKK, FETÖ, terör örgütüne selam verirseniz halk hesap sorar. Esenyurt tartışması sana oy kaybettiriyor. Bunlar doğru işler değil. İstanbul’u alacağım derken Türkiye’yi kaybedersiniz. PKK bayrakları açılıyor Toroslar’da. Uzun vadede kaybettirir. Projeleriyle kendilerini anlatacaksınız. Siyasetin matematiği olmaz, mantığı olur. Muhalefetin yöntemleri yanlış.”
Bunları söyleyen de sendin, Muharrem Bey.
Şimdi dönüp bugün söylediklerine bakınca insan ister istemez soruyor: Dün söylediklerini mi unuttun, bugün söylediklerini mi?
2015 yılında “Her CHP’li evden HDP’ye birer oy” kampanyası yapıldığında CHP milletvekiliydin. CHP, 2019 yerel seçimlerinde terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile ittifak yaparken de CHP’ye yerel seçimler raporu hazırlayarak yön tayin etmeye çalışıyordun.
2018 yılında ise Cumhurbaşkanlığı adaylığın açıklanır açıklanmaz cezaevindeki Selahattin Demirtaş’ı ziyarete gitmiş, Diyarbakır’da HDP bayrakları önünde miting yapmıştın. Oy kazanma uğruna hep HDP/PKK cephesine şirin görünme peşindeydin. Üstelik hem CHP hem de sen bunları yaparken PKK’nın terör eylemleri azgın bir şekilde devam ediyordu.
Bu nasıl bir siyasi zekâ düzeyidir ki terör örgütünü etkisiz hâle getirmek için mücadele eden Cumhur İttifakı’nın duruşunu, “YPG Suriye’de devlet kursun” diyen; “YPG terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşumdur.”, “Türkiye’nin beka sorunu yok, YPG bize saldırmaz.” diyen CHP ile aynı kefeye koyabiliyorsun?
Bir taraf terör örgütünü etkisiz hâle getirmek için mücadele ederken, senin de geçmişte söylediklerini unutarak bugün savunduğun CHP ise PKK’yı her daim yüceltmeye, korumaya, önünü açmaya çalışmıştır. CHP’nin bir gün olsun PKK ve uzantılarına “terörden vazgeçin” çağrısına şahit oldun mu?
Bir gün olsun “PKK’ya karşı silahlı mücadele yapalım” dediğine şahit oldun mu?
Şimdi soruyorum: Bütün bunları da mı unuttun, Muharrem Bey?
Terör örgütü PKK’ya doğrudan Türk devletine teslim olmayı ve silahlarını bırakmayı tek seçenek olarak ortaya koyan hukuki içerikteki “Çerçeve Yasa”nın hangi maddesinde Türk milletinin aleyhine bir sıkıntı gördün de sosyal medyada “Hayır” diyerek kendine konum belirlemeye çalışıyorsun?
Muharrem İnce, siyasette artık tutunacak bir dalın, tutunacak bir yerin yok gibi. Böyle bir siyaset tarzıyla artık kimseye yaranamazsın… Ne CHP’ye ne de Yeni Parti’ye yaranabilirsin bu hâlinle.
Zaten “AK Parti yüzde 49 oy alsın, siyaseti bırakırım, gider köyde tavuk beslerim.” şeklinde kendini zor durumda bırakan bir sözün vardı. Bu sözünde bile durmamıştın…
Senin köyde tavuk besleme vaktin gelmiş…
Artık “Gel bakalım Muharrem” vakti değil, “Git bakalım Muharrem” vaktidir.