Biden'in işaret fişeğiyle kargaşa arıyorlar!

24.05.2021 10:00

          Ne olduysa her şey ABD Başkanı Joe Biden’in Türkiye üzerinde hesap yaptığı sözlerinden sonra oldu.

          Başkanlık seçimi öncesi “Bence hemen Erdoğan’a çok farklı bir yaklaşım uygulamayız. Türkiye’deki muhalif liderleri desteklediğimizi açıkça göstermemiz lazım” şeklinde New York Times gazetesine demeç veren Joe Biden’in yarattığı atmosfer sonrası Türkiye’de muhalefet sıfatını taşıyan güçlere bir heyecan ve hareketlilik geldi. Bu aynı zamanda ülkede kargaşa yaratma çabalarını da artırdı.

          Bu gözü kararmış muhalefet “ülke yönetilemiyor” anlayışını toplumda hâkim kılmak için mecbur bir kargaşa (kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu, anarşi. Kalabalık, düzensizlik vb.nin yol açtığı karışıklık, kaos) peşindedir.

          Joe Biden Türkiye planlarını açıklamadan önce “Kimsenin erken seçim istediği yok. Kaldı ki, benim veya bir başkasının erken seçim istemesinin bir anlamı da yok” (2020-Temmuz) diyen Kemal Kılıçdaroğlu, Joe Biden’in açıklamaları sonrasında ise yanındaki sığıntı partilerle birlikte “Ülke yönetilmiyor. Bu ülkenin kurtuluşu bir an önce seçime gitmektir” demeye başladı.

          Tabi bu erken seçim çağrıları demokrasi sınırları içinde olan bir çağrı gibi gözükse de bir el Türkiye’de dediğim manzarayı yaratmak için düğmeye bastı. Boğaziçi Üniversitesi olayları bunun için bir kıvılcım oldu. CHP ve yanındaki tüm sığıntı partiler bu eylemleri hem destekledi, hem körükledi. Birçok terör örgütü unsuru anında buraya kamp kurdu. Eğer pandemi süreci olmasaydı eylemlerini Türkiye geneline yayacaklardı. Hatta birçok ilde denemesini yaptılar. Daha sonra pandemi sürecini sürekli devlet-vatandaş çatışmasına dönüştürmek için kullandılar. Koronaya karşı alınan önlemler ne olursa olsun hep tersini savundular. Tam kapanma yapıldı “Niçin kapanıyor” dediler, önlemler kontrollü gevşetildi bu sefer “Tam kapanma olmalı” dediler. CHP-HDP merkezli çalışan, PKK yuvası olan Türk Tabipler Birliği sürekli pandemi süreci üzerinden kriz-kaos arayışında bulundu. Ama Sağlık Bakanlığı dünyadaki diğer ülkelere göre bu salgın sürecini daha özverili, daha bilinçli kadrolarıyla yöneterek bu fırsatı onlara vermedi.

          Ama kargaşa yaratmak için sürekli arayış içinde olmayı sürdürdüler. Kargaşa arayışı olan bazı olaylar üst üste yaşanmaya başladı. FETÖ’yü, PKK’yı, HDP’yi, 15 Temmuz’u, Demirtaş’ı öven, koruyan, meşrulaştıran, kutsayan açıklamaları olan Furkan Vakfı’nın bazı illerde yasakları yok sayarak cami-ibadet istismarı yapması, polisle çatışması ve bu manzaralara CHP ve yanındaki tüm sığıntı partilerin sahip çıkıp onları tahrik etmesi, 1.5 yıl önce hakkında hazırlanan dosyalar ve yanındaki adamlarının itirafçı olması yüzünden yurt dışına çıkan Sedat Peker’in videolarla ortaya koyduğu iddialarını muhalefetin bir besin kaynağı olarak kullanması (CHP’li Özgür Özel’in beş saat önce henüz duyulmamış olayları ilk duyuran olması buna örnektir), Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı katil Netanyahu’ya benzettikten sonra onun memleketi Rize’ye gitmesi ve orada bir provokasyon denemesi yapması, Viranşehir Savcısının bireysel yapmayacağı ancak birilerinden talimatla yapabileceği devletin pandemi süreciyle ilgili aldığı önlemlere karşı itaatsizlik çağrısı olacak açıklamaları ve en son olarak Türk devletinin bir kurumu olan Anadolu Ajansı’nın muhabirinin basın toplantısında soru sorma maskesi altında yaptığı yorumlar gösteriyor ki, bir el Türkiye’de bir kargaşa çıkarmak ve “Ülke yönetilemiyor” dedirtmek için her yolu deniyor ve bundan sonra da artarak denemeye devam edecek gözükmektedir.

Bu Anadolu Ajansı muhabirinin yaptığı üzerinde daha fazla durmak istiyorum.

          Anadolu Ajansı (AA) muhabiri Musab Turan’ın basın toplantısında sergilediği davranışlar gösteriyor ki, devlet içinde hala birileri tarafından kullanılabilen unsurlar bulunmaktadır. Hükümet muhalifi birçok solcu yazar dahi bu durumun muhabirlikle alakasının olmadığını, başka hesaplarla Süleyman Soylu’nun hedef alındığını ifade etmişlerdir. Oraya soru sormak için Birgün, Evrensel, Sözcü, Cumhuriyet gibi en radikal muhalif gazetelerin muhabirleri gelse dahi öyle cümleler kurmaz, kuramazdı. Zaten muhabir soru sormadı. 3.5 yaşındaki çocuğunu “Üç buçuk yaşındaki oğlumun yüzüne bakarken utanıyorum” sözleriyle “kullanışlı muhabirliğine” alet ederek “AK Parti ismi şaibelerle anılan Süleyman Soylu’dan daha mı küçük?” gibi cümleler kullanarak öğretilmiş ve çalıştırılmış ifadelerle yorum yaptı. Bedelini ödemeyi göze aldığı kurguyu oynadı yani…

          Sonra tabi kısa bir süre içinde kendisinin şaibeli birisi olduğu ortaya çıktı. Muhabirin, polis olan ağabeyinin KHK ile ihraç edildiği, ablasının ise ihraç edilen FETÖ’cülere ATM üzerinden kartsız para gönderdiği öğrenildi. Babasının ise Fethullah Gülen hayranı biri olduğu ve oğlunun o basın toplantısındaki bir nevi intihar eyleminden iki saat önce Anadolu Ajansı (AA) binasına gelerek oğluna ait eşyaları alıp götürmesinin planlanmış, kurgulanmış bir kumpas olduğu görülmüştür. Bu muhabiri kim kullanmıştır?

          Bülent Arınç’ın sorumlu olduğu zaman Anadolu Ajansı’na alınmış bu muhabire benzer acaba kaç kullanışlı kişi daha vardır?

Türkiye’de bazı kurumlardaki FETÖ hücreleri uyandırıldı mı?

Tüm şu yaşananlara baktığımızda bu sorumuz kime abes gelebilir?

          Türk devleti terör örgütü PKK’ya karşı çok büyük temizlik operasyonu yaparken, PKK’nın elebaşları teker teker ortadan kaldırılırken Türk devletinin dikkatini, enerjisini başka tarafa çekmek isteyen her davranış düşman unsurudur. Dikkat edin hepsini organize eden, destekleyen ve bu manada her taşın altından çıkan da CHP ve yanındaki sığıntı partilerdir.

          Anlaşıldı ki, CHP hükümeti devirmek uğruna her kötülüğü üretecek, her türlü düşmanla da işbirliği içinde davranacaktır. CHP’ye kargaşa lazımdır. Tüm arayışı bu yöndedir. Her şey ABD Başkanı Joe Biden’in Türkiye üzerinde hesaplarını açıkça ifade etmesinden ve muhalefete misyon yüklemesinden sonra hızlandı.

          Biden mesajını verdi. Terör örgütü PKK-FETÖ aynı hedef için birleştirildi. ABD her iki örgütü hem koruyor, hem besliyor. Onlar da doğal olarak Türkiye’de ABD hesabına çalışıyor… CHP ve yanındaki sığıntı partiler de bunlardan önümüze kemik düşer mi diye hizmetlerinde kusur etmiyorlar. Meselenin özeti budur. O yüzden Türkiye’de bunların yaratacağı hiçbir kargaşaya izin vermemek lazımdır.