Türkçe Düşün
İstanbul
AÇIK
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Parti toplama, bölme, çıkarma hepsi bir arada!

Parti toplama, bölme, çıkarma hepsi bir arada!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Türk siyasetinde “Yumuşama, normalleşme” tartışmaları sürerken, perde arkasında da siyasetin dizayn edilme çabaları, ete-kemiğe bürünmeye başladı. Cumhur ittifakının ana gövdesi olan AK Parti ve MHP, önüne ve yoluna bakarak dimdik duruşunu korurken, CHP merkezli muhalefette ise sürekli bir arayış ve güç kavgaları göze çarpıyor. Siyasette kimilerini yan yana topluyorlar, kimilerini de bölmeye çalışıyorlar. İP gibi hormon vererek parlattıkları partileri de organik bir sönmeye terk ediyorlar.

Hançerlendiğine yahut ihanete uğradığına inanan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’de yeniden genel başkan olma hayalini davranışlarına yansıtırken bu amacını da gayet açıktan hissettiriyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu gibi CHP’de adam ettikleri tarafından ihanete uğraması, hançerlenmesi öfkesini gün geçtikçe artırıyor.

Çıktığı bir televizyon programında "Yeniden genel başkanlığa aday olacak mısınız?" sorusuna "Hiçbir zaman ben genel başkan olacağım diye bir talepte bulunmadım. Delegeler başkan adayı olarak gösterdiler. Eğer yeniden kurultayda genel başkan diye aday gösterirlerse o zaman en cesurlar bir adım öne çıksın diyeceğiz. Elinde hançer olanlar arkamda dursunlar hançerlerini soğutmasınlar."  şeklinde verdiği cevap Kemal Kılıçdaroğlu’nun hala CHP’de Genel Başkanlık kovaladığını gösteriyor. CHP içinde bu şekilde sık sık görünür olmanın başka bir planı da kendi ekibini diri tutmak ve o aktif ekiple beraber başka limanlara açılmak olabilir. Çünkü bazı gelişmeler onu işaret ediyor.

Geçtiğimiz gün CHP’yi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu ilgilendiren üst üste iki haber medyaya düştü.

Bu haberlerden birincisi:

CHP’de yeni adaylar gün yüzüne çıkmaya başladı. Özel yönetiminden rahatsız olan ve hazırlık yapma gayretinde olan CHP’nin “ötekileri” Prof. Dr. Aslı Baykal (Deniz Baykal’ın kızı) ve Güldal Mumcu (Uğur Mumcu’nun eşi) için mutfak çalışmalarını başlatan ekip, Faik Öztrak, İlhan Kesici ve Mehmet Sevigen’in hummalı bir çalışma yürüttükleri Ankara kulislerindeki dolaşmaya başladı.

***

İkincisi ise:

Kemal Kılıçdaroğlu, SHP ile Tekrar Siyasete Dönüyor.

***

CHP odaklı bu iki haber belki de birbirine bağlı çalışmanın bir yansımasıdır.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun aşırı intikam alma hırsını, herkes çok net görüyor. Durup durup “Ben boşuna sırtımdan hançerlendim demiyorum.” cümlelerini kuran Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ekrem İmamoğlu’na duyduğu öfkeyi bu dünyada kimsenin dindirmeye gücü yetmeyecek gibi… Son konuşmasındaki “Partinin genel politikasını partinin kurmayları belirler, belediye başkanları değil. Bu bizim tarihimizde böyledir." cümleleri bunun ispatıdır.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun önceliği CHP’yi tekrar ele geçirmek ve eğer bu gerçekleşmezse SHP’yi tekrar canlandırmak olabilir. SHP’nin mazisi, ismi, logosu Kemal Kılıçdaroğlu için oldukça uygundur.

SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) biliyorsunuz, 12 Eylül darbesi sonucu kapatılan CHP yerine Aydın Güven Gürkan, Erdal İnönü gibi isimler tarafından SODEP (Sosyal Demokrasi Partisi) ve HP (Halkçı Parti) birleşmesiyle kurulmuştu. Aydın Güven Gürkan, Erdal İnönü, Murat Karayalçın; SHP’de Genel Başkanlık yapmıştı.18 Şubat 1995'te toplanan SHP-CHP ortak kurultayında partinin feshine ve CHP'ye katılmasına karar verilmişti. SHP kökü itibariyle CHP olan bir partidir. Parti logosu da Altı Ok’tur. Kemal Kılıçdaroğlu’nun SHP’de seveceği en büyük özellik ise, SHP’nin terör örgütü PKK’nın kurduğu ilk siyasi parti HEP’i bünyesinde taşımasıdır. Hani PKK’lı terörist Selahattin Demirtaş, tarih çizgisi çekip “Biz, PKK'yı silahlı halk hareketi olarak tanımlıyoruz. 1990'dan bu yana kurulmuş hiçbir partimiz PKK'yı terör örgütü olarak tanımlamadı” diyor ya… İşte bu tarihe başlangıç olan HEP, o SHP’nin TBMM’ye taşıdığı PKK’lılardı. CHP Genel Başkanı iken, terör örgütü PKK’nın siyasal uzantıları HDP ve Yeşil Sol ile ittifak yapmış olan Kemal Kılıçdaroğlu için “Bundan iyisi, Şam'da kayısı” desek tam yeridir. 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun PKK’lı terörist Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret etme sebeplerinden biri de SHP’yi tekrar canlandıracaklarını duyurmak olduğu yönünde sosyal medyada bazı bilgiler yayılıyor. 

Kaldı ki, CHP Genel Başkanı iken “Haksız yere içeride tutulan Demirtaş içeride kaldığı süreyi göğsünde hep bir şeref madalyası olarak taşıyacak" dediği halde onu ziyaret etmeyen Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığından paket edildikten aylar sonra cezaevine onu ziyarete gitmiştir. Herhalde Devrimci Kemal cezaevinde Demirtaş’ın odasına girer girmez, “Selo, çay koy kettle SHP ile yeniden başlıyoruz” dedi.

Böyle bir intikam hırsı varken Kemal Kılıçdaroğlu’nu bu saatten sonra durduracak bir güç olacağını hiç sanmıyorum. SHP’nin o eski “Dev Uyanıyor” sloganı da ona büyük gaz verecektir. CHP’nin önümüzdeki süreçte SHP ile bölüneceğine kesin gözüyle bakılıyor. Kadere bakın ki, 1995 yılında CHP ile birleşen SHP, 2024 yılında CHP’yi bölen olacak!

CHP’de bir bölünme hareketi organize edilirken, bir dikkat çeken siyasi gelişmede Namık Kemal Zeybek (ATA Parti), Ahmet Yılmaz (MTP) Rıfat Serdaroğlu (Doğru Parti), Vecdet Öz (Adalet Partisi), Sadettin Tantan (Yurt Partisi) gibi partilerin genel başkanlarının yan yana getirilerek “Kurtuluş ittifakı” kurmasıdır. Bu beş partinin ortak özelliği nedir? Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını yırtınma derecesinde desteklemelerinden başka ortak özelliği ne olabilir? 

Bu gelişmeler olurken nasıl olduysa 2010 yılında “Milliyetçi ve Muhafazakâr Parti” isimli parti kurup genel başkanlık yapan ve sonra da ''Buna göre Türkiye'de, milletimizin siyasette yenilenmeye teveccüh göstermediğini görmüş bulunmaktayım. Bu şartlar altında, gördüğüm lüzum üzerine şahsım adına siyasetten ve seçim sürecinde yürütmüş olduğum Milliyetçi ve Muhafazakâr Parti Genel Başkanlık görevinden çekilerek, bize destek olan tüm insanlarımıza şükranlarımı arz ediyorum'' diyerek istifa eden Ahmet Reyiz Yılmaz isimli İsrail aşığı şahıs; şimdi tekrar 24 Ocak 2013 tarihinde kurulmuş Yeni Türkiye Partisi (eski adıyla Muhafazakâr Yükseliş Partisi) isimli partinin başına geçirildi. 

Burada da ilginç olan Yeni Türkiye Partisi ile ilgili Yargıtay’ın resmi sayfasında Genel Başkan olarak hala Engin Yılmaz adlı birinin görülmesidir. Ahmet Reyiz Yılmaz’ı, Yeni Türkiye Partisi Genel Başkanı olarak ve “İhtiyacımız Olan Tek Şey Yenilenmektir” sloganıyla ortaya yeniden süren kimlerdir? 

“Kurtuluş ittifakı” ile birleşen 5 parti ile Ahmet Reyiz Yılmaz’ın organize ettiği ve sonra bu toplam 6 partinin; Kemal Kılıçdaroğlu’nun SHP’sine siyasi nehir olarak akacağı da iddialar arasında…

15 yıl önce (21 Haziran 2009) “İSRAİL’İN PARLAYAN YILDIZI VE ONUN SİYASİ TUTARSIZLIKLARI” başlıklı ve buna benzer yazılarla İsrail’e olan aşkını deşifre ettiğim Ahmet Reyiz Yılmaz isimli şahsın, İsrail’in Gazze’deki vahşetlerinin dünyada büyük tepki çektiği bir dönem, Türkiye’de siyasete tekrar sokulmasının herhalde bir arka planı olmalıdır. 2008 yılında İsrail’in en büyük ve dünya Yahudilerince en çok okunan gazetelerinden birisi olan "GLOBES" gazetesine kapak olup “İsrail’de kalan son Osmanlı” diye tarif edilen Ahmet Reyiz Yılmaz’ı; o partiden bu partiye taşıyıp canlandırmak isteyenlerin elbette bir kurgusu vardır.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun SHP’yi tekrar kuracağı, CHP içinde Genel Başkan Adayı olacağına dair bazı isimlerin ortaya çıkması, ansızın “Kemal Kılıçdaroğlu sevdalısı” 5 partinin birleştirilmesi, siyasete veda eden İsrail aşığı bir şahsın başka bir partinin genel başkanı olarak sahaya yeniden sürülmesi… Hepsi birbiriyle bağlantılı gelişmeler gibi duruyor. İzleyelim bakalım… Bu trajikomik gidişat ve siyasette dizayn çalışmaları nasıl bir finalle son bulacak?

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *