Enerji ve lojistikte Türkiye’nin kritik rolü

YAYINLAMA:
Enerji ve lojistikte Türkiye’nin kritik rolü

24 Şubat 2022 tarihinde patlak veren Ukrayna-Rusya savaşının çok boyutlu etkileriyle beraber hem enerji hem de lojistik açısından Türkiye, gerek kapsayıcı ve çok taraflı politikaları gerekse de sahip olduğu güvenli hatlarla tüm çevreler için en güvenilir ortak olarak konumlandırılırken, bu yılın Şubat ayında başlayan ve henüz çözülemeyen İran merkezli kriz, Türkiye’nin küresel enerji ve lojistik açısından kritik rolünü perçinlemiştir.

Günümüzde devletlerin küresel güç kapasitesi yalnızca sahip oldukları doğal kaynaklarla değil, bu kaynakları güvenli şekilde ulaştırabilecekleri koridorlarla ve kriz anlarında alternatif güzergâhlar oluşturabilme kabiliyetleriyle ölçülmektedir. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gerilimler, dünya enerji ticaretinin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha göstermiştir. Petrol ve doğalgaz sevkiyatında yaşanabilecek en küçük aksama dahi yalnızca bölge ülkelerini değil, Avrupa’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyayı doğrudan etkilemektedir.

Tam da bu noktada Türkiye, jeopolitik konumunun sağladığı avantajı stratejik yatırımlarla güçlendirerek küresel sistemin vazgeçilmez aktörlerinden biri hâline gelmektedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni’nde dile getirdiği gibi, Türkiye artık enerji alanında bölgesinin “sıklet merkezi” konumuna yükselmiş, yenilenebilir enerji yatırımlarıyla dışa bağımlılığı azaltmayı ve enerji arz güvenliğini kalıcı şekilde sağlamayı temel hedeflerinden biri olarak belirlemiştir.

Enerji güvenliği artık sadece ekonomik bir mesele değildir. Aynı zamanda ulusal güvenliğin, diplomatik etkinliğin ve stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biridir. Türkiye bir taraftan Karadeniz gazı, yenilenebilir enerji yatırımları ve elektrik üretim kapasitesini artırırken, diğer taraftan enerji koridorlarının merkezinde yer alarak Avrupa ile Asya arasında güvenilir bir köprü görevi üstlenmektedir. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın yaşadığı enerji darboğazı da Türkiye’nin bu rolünü daha görünür hâle getirmiştir.

Ancak enerji koridorlarının etkinliği, güçlü lojistik ağlarla desteklenmediği sürece tam anlamıyla sürdürülebilir olamaz. Bu nedenle ulaştırma altyapısına yapılan yatırımların stratejik değeri her geçen gün artmaktadır. Modern Hicaz Demir Yolu Projesi bu açıdan yalnızca bir demiryolu yatırımı değil, yeni bir jeopolitik vizyonun parçasıdır. Türkiye, Suriye ve Ürdün’ü birbirine bağlaması planlanan hattın ilerleyen süreçte Suudi Arabistan ve Umman’a kadar uzatılmasıyla Kızıldeniz’in Akdeniz ve Avrupa’ya bağlanması hedeflenmektedir.

Bugün Hürmüz Boğazı etrafında yaşanan gelişmeler göstermektedir ki, alternatif ulaştırma ve enerji koridorlarına sahip ülkeler krizlerden daha az etkilenmektedir. Eğer Kalkınma Yolu, Modern Hicaz Demir Yolu gibi projeler tam anlamıyla hayata geçirilebilirse, Türkiye küresel ticaretin ve enerji akışının ana merkezi hâline gelecektir. Bu durum Türkiye’ye ekonomik kazanımların yanında diplomatik ve stratejik üstünlük de sağlayacaktır.

Artık dünya yeni bir döneme girmiştir. Devletler arasındaki rekabet sadece askeri güçle değil, enerji hatları, limanlar, demiryolları ve lojistik ağlar üzerinden şekillenmektedir. Türkiye ise tarihî ve coğrafi mirasını doğru okuyarak bu yeni dönemin merkezinde yer alma iradesini ortaya koymaktadır. İran merkezli kriz, Rusya-Ukrayna savaşı ve küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalar göstermiştir ki, güvenli enerji ve lojistik hatlarının kesişim noktasında bulunan Türkiye, sadece bölgesel değil küresel istikrarın da anahtar ülkelerinden biri hâline gelmiştir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...