Diploma mı, gelecek mi?

YAYINLAMA:
Diploma mı, gelecek mi?

Bir devletin geleceğe nasıl hazırlandığını görmek için bütçesine değil, üniversitesinin ders programına bakmak gerekir. Bugün dünyadaki akışa Çin’in nasıl yanıt verdiğine bakmak istedim. 

South China Morning Post'un aktardığına göre Pekin, 2021-2025 arasında 12200 lisans programını kapatmış ya da askıya almış; yerine 10200 yeni program açmış. Kapatılanlar "mezunu çok, işi az veya azalacak" sayılan alanlar: sanat, beşeri bilimler, yabancı diller, işletme. Açılanlar ise yapay zekânın üretime girdiği yeni sahalar.

Burada dikkat edilmesi gereken şu: Çin bunu refahtan değil, gereksinimden yapıyor. Genç işsizliği yüzde 16'yı aşmış; 2026'da mezun sayısının yaklaşık 12,7 milyona ulaşması bekleniyor. Yapay zeka birçok işi etkiliyor. Pekin elindeki bu büyük iş talebi krizini bir fırsata çeviriyor; eğitimi ekonominin gerçek ihtiyacına bağlıyor.

Türkiye açısından bakıldığında tablo bize yabancı değil. Bizde de her yıl yüz binlerce genç piyasada karşılığı zayıf bölümlerden mezun oluyor. Bir yanda iş arayan diplomalı gençler, diğer yanda kalifiye tekniker, veri mühendisi, siber güvenlik uzmanı bulamayan, işçisizlik sorunu var diyen bir sanayi.

Son yıllarda atılan adımları görmezden gelmek haksızlık olur. Teknoloji odaklı üniversiteler, mühendislik burslarının genişlemesi, savunma sanayiindeki atılım ve gençleri üretime çeken Teknofest ruhu doğru istikamette ilerlediğimizi gösteriyor. Mesele yönü değiştirmek değil bu yönde adımı sıklaştırmak ve dağınıklığı gidermek. Bugün önümüzde duran ödev kapasiteyi büyütmekten çok onu milletin gerçek ihtiyacına hizalamak.

Ben bir mühendis olarak şuna inanırım: İsrafın en pahalısı paranın değil ömrün israfıdır. Yanlış yere kurulan köprüyü yıkar yeniden yaparsınız ama bir genci dört yıl istikbali olmayan bir alana yatırırsanız o dört yıl geri gelmez. ODTÜ'de öğrendiğim ilk derslerden biri buydu: Yanlış tanımlanmış bir problemi ne kadar zekice çözerseniz çözün eliniz boş kalır.

Yalnız Çin'i taklit etme hevesine de kapılmayalım. "Beşeri bilimleri kapatalım herkes mühendis olsun" demek de başka bir körlüktür. Tarihçisi, dilcisi edebiyatçısı olmayan bir millet kendi hafızasını taşıyamaz. Yapay zekâ çağında bile bir toplumu ayakta tutan şey kodun yanındaki kimlik, mühendisliğin yanındaki mana, kalkınmanın yanındaki ahlaktır. 

Eğitimi tesadüfe mi bırakacağız yoksa bir akla mı bağlayacağız? Çin örneğinden almamız gereken, bölüm kapatma cesareti değil; eğitimi sanayiyi ve millî hedefleri tek bir irade etrafında buluşturma kararlılığıdır. "On yıl sonra dünyada hangi teknoloji kazandıracak?" sorusunu bugünden soran devlet geleceğini şansa bırakmıyor demektir.

Ya evlatlarımızı geleceğin teknolojisini üreten taraf olmaya hazırlar, ya da o teknolojiyi başkasından satın alan müşteri olmaya iteriz. Türkiye'nin yolu bellidir. Bize düşen, o yolda gençliğin yeteneğiyle milletin ihtiyacı arasındaki köprüyü sağlam kurmaktır.

Dünya hareket ediyor, geç kalmayalım. Üniversite kataloğunda köklü değişiklikler gerekecek.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...