Kollara kilit vuruldu!
Yeni parti mi? Kuramazlar!…
Başka bir partiye mi? Geçemezler!…
Ya ne yapacaklar? Kaderlerine razı olup(!) CHP’de devam edecekler…
***
Zira o kadar da acemi değillerdir, sanmam… Türkiye’de oy-parti tercihi meselesinin sosyolojik bir gerçek olduğunu biliyorlardır elleam…
Yaşam şekli, aidiyet ve gelenekten gelen bu içtimai durum kısıtlayacaktır onları.
Aralarında eskiye dönük bazı hayallere kapılanlar da var tabii. Özgür Oğlanı Karaoğlan’a benzetmeye çalışıyorlar.
DSP ve Ecevit hikâyesinin günümüzde karşılık bulamayacağının farkındalar mı acaba?...
Çünkü o zaman siyasi yelpaze çok dağınıktı. Cumhur İttifakı yoktu mesela… Şimdi öyle değil. MHP ve AK Parti mutabakatı çok güçlü. “Toplumsal Algı” bu hakikat karşısında sadece CHP’nin tarihi marka değerinin olacağını da görür.
Diyelim ki parti kurdular ya da mevcut bir partiye katıldılar, ne olur? Söyleyelim; Sosyal Madde’de çılgına dönen bir miktar müptela ile biraz genç biraz da emekliden oy alırlar, hepsi bu.
Gelin bir de iddiada bulunalım: “tabanın yarısından fazlası CHP’de kalır”… Yani iki taraf da Niyazi…
O zaman anlarlar işte Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin Türkiye’nin istikrarı, milli birlik ve beraberlik açısından neden CHP’nin derli toplu olması gerektiğinin altını çizdiğini…
Bir de Ekrem İ. var tabii… Büyük bir ego, güçlü bir sömürge valisi adayı… Ya onu dinlerlerse? İşte o zaman yapacak bir şey yok.Zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtlarına…
TURAN KORİDORU…
MHP’nin Bilge Lideri bu haftaki TBMM Grup Toplantısında yine yeni bir hedef koydu önümüze... Zengezur Koridoru olarak bilinen yolçatının adının Turan Koridoru olması gerektiği söyledi.
Türk Milliyetçileri için çok önemli bir içtihattı bu. Türkiye ve Türkistan arasındaki o meşhur kavşak ancak bu adla anılırsa mana kazanabilirdi. Öyle de oldu.
Turan… Bizim, bizden öncekilerin ve onlardan da öncekilerin eşsiz kömeni. Gerçeğe dönüşüyor artık. Adım adım, merhale merhale ulaşılan bir vuslat bu…
Romantik zamanların yerini gerçek zamanlara bıraktığı şu günlerde tarihe bir parantez daha açtı Devlet Bey… O söylüyor, O hedef gösteriyor, yol taşlarını diziyor ve hayaller gerçeğe dönüşüyor…
TRÇ, YİNE YENİDEN…
Sayın Bahçeli TRÇ İttifakının kurulması gerektiğini ilk defa serdettiğinde anlı şanlı televizyon stratejistleri, fütüristler ve analizciler nasıl da şaşırmıştı…
Hiç beklemiyorlardı, hiç düşünmemişlerdi. Nasıl olacaktı? Ezberleri bozulmuş, beyinlerine şaplak oturmuştu. NATO ve BM’den başka küresel bir oluşum gerçekleşebilir miydi?..
Çin ne diyecekti? Rusya nasıl davranacaklardı?… Şifreyi çözememiş, durumu kavrayamamışlardı. Çünkü TRÇ’nin kurucu ve temel yürütücü amili ne Rusya ne de Çin’di…
TRÇ’nin hareket noktası Türkiye’di, Türkistan’dı, Turan’dı… O yüzden ad: TRÇ’ydi… Türk, Türkiye, Türkistan ve Turan, dünyanın tek kurtuluş yoluydu.
Demişti ki 21. Yüzyıl Türk Asrı olacak… Oluyor da… Türk Devletleri Teşkilatı günden güne büyüyor, gelişiyor, arasındaki bağlar kuvvetlenip yayılıyor… Benim gafletime rağmen, senin bananeciliğine rağmen ve onun nemelazımcılığına rağmen, oluyor!
KOLLARA KİLİT VURULDU!
Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın en önemli adımı “Terörsüz Türkiye Hedefinde” atılan sonsuz kardeşlik oku menzile ulaşmak üzere… Teröre verilen “sivil destek” artık yok! Emperyalizmin ayrılıkçı tezgâhı yerle yeksan oldu. Kollar tutuldu, diller susturuldu!..
Edirne’den Hakkari’ye birlik ve beraberlik seli, önüne çıkarılan tüm engelleri aştı.
Devlet Bey hepimiz için, geleceğimiz için; çocuklarımız için hayal edilemeyenleri başardı…
Daha da ötesi olacak, ötelerin ötesine geçilecek, göreceksiniz; geçilecek…
***
Yine O’nun sözüyle bitirelim; Ya da Besmele ile yeniden başlayalım…
“Kardeşlik Kalbimizde, Gelecek Aklımızda…” Bugün Güzel Şehrim İzmir’de Karabağlar’da…