Serok Ahmet'in stratejik çukurluğu devam ediyor!

05.06.2020 10:00

          Ahmet Davutoğlu’nun ABD-İngiliz odaklı emperyalizm söylemlerini görünce Ziya Gökalp’in Malta’da sürgündeyken, hain Damat Ferit hükümetinin İçişleri Bakanı ve Milli Mücadele düşmanı olan Ali Kemal’e yazdığı şu dizeler aklıma geliyor: “Ben Türk’üm! diyorsun, sen Türk değilsin Ve İslam’ım! diyorsun, değilsin İslam Ben, ne ırkım için senden vesika, Ne de dinim için istedim ilâm.” “Yörük’üm, Türkmen’im” diyen adam, Türk milletini etnik parçalara ayırmak için aklınca yine bir stratejik çukurluk peşindedir.

          Anlaşılan Ahmet Davutoğlu yedisinde neyse yetmişinde de öyle olacaktır. AKP içinde Başdanışman, Dışişleri Bakanı, AKP Genel Başkanı, Başbakan iken ne ise, şimdi Gelecek Partisinde de aynı çizgisini sürdürüyor. Sanırsın kendisi HDP Eş başkanı, kadrosu da HDP’nin misyonunu başka kanaldan yaşatmaya çalışan gönüllü bir ekip… Hatırlayın AKP içinde iken emperyalist odaklı ne kadar bölücü eylem ve söylem var ise hepsinde Ahmet Davutoğlu’nun imzası vardı. Ahmet Davutoğlu ve benzerleri AKP’den uzaklaşınca, milli duruş daha hissedilir bir güç oldu. Terör örgütü PKK ile mücadele, Barzani’nin bağımsızlık referandumuna karşı Türk devletinin duruşu bile en büyük örnekler olmuştur. Ahmet Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik” mavalları hâlâ AKP içinde yaşasa bunlar olur muydu?

          Dışişleri Bakanı iken “Ulusçulukla (Milliyetçilikle) hesaplaşma vakti gelmiştir” diyen Ahmet Davutoğlu, hâlâ o hesaplaşmanın takipçisi durumundadır.

          Bu manada her gün bir örnek sunan Ahmet Davutoğlu, son örneği de Karar gazetesindeki röportajında göstermiştir.

          Sıkıştığı her vakit “Ben de Yörük’üm, Türkmen’im” masallarına başvuran Ahmet Davutoğlu, Türk milletinin milli kimliğine karşı sürekli mücadele vermektedir.

Karar gazetesindeki şu cümlelerindeki fitneye bakar mısınız:

          Türkiye gibi ülkelerde Meclis niye çok önemli biliyor musunuz? Çünkü biz imparatorluk bakiyesiyiz. Biz yeknesak, tek bir kimlikle tanımlanabilecek, tek bir oryantasyonla, kültürel dokuyla tanımlanacak ülke değiliz. Şu anda Boşnak, Gürcü, Çeçen, Arnavut, Arap, Kürt, Uygur vatandaşlarımızın yansıdığı bir Meclis bu ülkenin birliğini temsil edebilir.

          Sanki TBMM’de milletvekili olacaklara etnik kökeni soruluyor ve “Türk olmayan bu Meclise giremez” diye bir kanun var. Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı sadece etnik köken kaşımasıdır. Oysa Türk milletinin üst kimliğinde bu etnik kökenlerden olan birçok milletvekili TBMM çatısı altındadır. Ahmet Davutoğlu “tek kimlikle tanımlanabilecek ülke değiliz” derken, Türk milleti yerine hangi kimliği istiyor acaba?

          Tunceli’de askerlerimizin dağlara yazdığı “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözüne biliyorsunuz HDP’den bile önce ilk karşı çıkan Ahmet Davutoğlu olmuştu.

          Türklük düşmanı olmayan bir adam asla “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözüne karşı şu cümleleri kurmazdı:

          Kadrolardan ve iltifatlardan başlayan bu eski Türkiye alışkanlıkları siyasi söyleme ve sloganlara da yansımaktadır. Demokrasiden nasibini almamış ülkelerin ortak özelliklerinden birisi; dağlara, taşlara, meydanlara toplumu bölen, ayrıştıran sloganların yazılmasıdır.

          Ama “Ulusçulukla (Milliyetçilikle) hesaplaşma vakti gelmiştir” diyen Ahmet Davutoğlu, bu cümleleri doğal olarak kurdu.

          Geçtiğimiz ay Ahmet Davutoğlu’nun Genel Başkan Yardımcısı Vahdettin İnce de “Türkiye’de tek dil, tek din ve tek ulus dayatması var!” demişti.

          Anlaşılan siyasetin bu Donkişotları Türklüğe karşı yıllar önce başlattıkları savaşı sürdürme kararı almışlardı.

          Ahmet Davutoğlu’nun ABD-İngiliz odaklı emperyalizm söylemlerini görünce Ziya Gökalp’in Malta’da sürgündeyken, hain Damat Ferit hükümetinin İçişleri Bakanı ve Milli Mücadele düşmanı olan Ali Kemal’e yazdığı şu dizeler aklıma geliyor:

          Ben Türk’üm! diyorsun, sen Türk değilsin Ve İslam’ım! diyorsun, değilsin İslam Ben, ne ırkım için senden vesika, Ne de dinim için istedim ilâm.

          Yörük’üm, Türkmen’im” diyen adam, Türk milletini etnik parçalara ayırmak için aklınca yine bir stratejik çukurluk peşindedir.

          Ahmet Davutoğlu’nun “Düşmanlar, teşkilat- ı milliyeden bin kere daha iyidir” diyen Ali Kemal’den ne farkı vardır?

          Ahmet Davutoğlu herhalde “Başdanışman, Dışişleri Bakanı, AKP Genel Başkanı, Başbakan iken yaptıklarım, Gelecek Partisinde yapacaklarımın garantisidir” diye mesaj veriyor.

          Ahmet Davutoğlu’na milletvekili vereceğini söyleyen Meral Akşener, bu Türklük düşmanlığı karşısında niçin susuyor?

Kendisinin de Türklük düşmanı, bölücülerle iş birliği yapması mıdır onu susturan?

          Zaten Kemal Kılıçdaroğlu’na bu konuda bir şey söylemeye gerek yok… O zaten tam aradığı yoldaşını buldu. PKK’nın televizyonunda “Anayasa’nın 2. ve 3. maddesini değiştirelim” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, zaten Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan için “Ortak noktalarda benzerliklerimiz çok fazla. Hatta yüzde 99 oranında” demedi mi? Allah göstermesin bunlar iktidar falan olursa Türkiye; ABD ve İngilizlerin emperyalizm sahası olur. Terör örgütü PKK-FETÖ bunların gelişiyle bayram eder. Etnik ırkçı, bölücü kim varsa ülkeyi bölmek için seferberlik başlatır. Barzani’nin yarım kalan hayali olan bağımsızlık referandumunu yaptırırlar. Kıbrıs’ı tamamen Rumlara bırakırlar. Terörist Demirtaş’ı cezaevinden çıkarıp İçişleri Bakanı yaparlar. Bunu da CHP’liler harbi harbi yazmıştı.

          Cumhur İttifakı’ndan CHP’ye oy tırtıklamak için parti kurdurulan Ahmet Davutoğlu, acaba sen TBMM’ye hangi etnik köken üzerinden girmiştin? “Ben de Yörük’üm, Türkmen’im” masallarını başkasına anlat sen!

Milliyetçilikle o hesaplaşmayı asla yapamayacaksın…