CHP'yi desteklemekten vazgeçmeyen HD(P)KK-1

09.08.2021 10:00

Öcalan’ın mektubu, Osman Öcalan’ın TRT’ye çıkması ve CHP'yi desteklemekten vazgeçmeyen HD(P)KK-1

          Daha önce defalarca yazdım. Bugün gördüğüm lüzum üzerine bu konuya daha ayrıntılı bir şekilde değineceğim. Malum konumuz yerel seçimler öncesi teröristbaşı Öcalan’ın HDP’ye yaptığı çağrıyla ilgili mektup ve kardeşi Osman Öcalan’ın TRT Kürdi’ye çıkarılıp röportaj yapılmasıydı. Bu yaşanan olaylar üzerinden yaklaşık iki sene geçti. Hâlâ HD(P)KK ile ilişkisi, ittifakı, iş birliği olan kim varsa kendi ihanetinin üzerini örtmek için uzatılan mikrofonda, yazdığı gazetede, yorum yaptığı ekranlarda “Siz de Öcalan’ın mektubunu yayınladınız, kardeşi Osman Öcalan’ı TRT’ye çıkardınız” savunmasını yapıyorlar. Bu savunmayı yapan hangi gazeteciyi, siyasetçiyi, yorumcuyu görsem “acaba beyinsizliği en dibe mi çöktü?” diye kendi kendime soruyorum. Çünkü bu cümle ile savunma yapan kim varsa HD(P)KK safından seslenen kişidir. HD(P) KK ile ittifak yapan saftan seslenmese, onlarla bir bağı olmasa “Adam hassasiyet sahibi olduğu için konuşuyor” diyeceksin. Ama zerre bir hassasiyeti yok. HD(P)KK’nın her şeyine sahip çıkıyor ama Öcalan kardeşlerin mektubu ve röportajı üzerinden kendine savunma sistemi kurma kurnazlığına girişiyor.

          Oysa teröristbaşı Öcalan’ın mektubu sonrasındaki gelişmeler ve Osman Öcalan’ın TRT Kürdi’ye çıkarılması CHP ve yancılarının maskesini düşürecek bir hadisedir. Öncelikle şunu belirteyim; planlayan ve uygulayan açısından “İti ite kırdırma” taktiği zamanlama ve aracı olarak kullanılan tiplemeler üzerinden değerlendirildiğinde bu konu hükümete külfet olmuştur. Götürüsü getirisinden çok olan bir hadisedir. Hele ki “tarihin en büyük terörle mücadelesinin yapıldığı bir zamanda” planlanıyor ve uygulanıyorsa bunun daha sağlam temeller üzerine yapılması gerekirdi.

Bu konularda ilk günden itibaren hangi yorumları yaptığım arşivlerde mevcuttur.

          Son 6 yılda 18 bin 350 terörist leşi alan Türk devletine ve hükümetine “terörle mücadele etmiyor” diyebilecek var mıdır?

          Bunu diyecek olan elbette mümkün değildir. Son bir hafta içinde bile 50’ye yakın PKK’lı terörist öldürülmüştür. Kandil’in üst düzey teröristleri, bölge sorumluları TSK-MİT iş birliği içinde teker teker öldürülmektedir. Terörle mücadele eden devletler, hükümetler “İti ite kırdırma” taktiğini her zaman kullanır. Terör örgütleri içinde ikilik yaratmak, aralarındaki çatışmayı etkili hâle getirmek, birbirini suçlayan teröristlere alan açmak, teröristlerin itiraflarını kamuoyuna taşımak bu taktik içinde her zaman uygulanan yoldur. Ama bunları yaparken propagandayı kaybeden ve terörle mücadeledeki başarıyı gölgeleyen olmamak gerekir.

          PKK’nın en başındaki teröristbaşlarından KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Besê Hozat zaten bunu görerek “Biraz rahatlatmak için, nefes almak için mevcut direnişi kırmak, kamuoyunu manipüle etmek, göz boyamak için şekli olarak, bir oyun olarak, 2 Mayıs’ta avukatları Önderliğimizin yanına götürdüler. Bir görüşme yaptırdılar. Şimdi tabi toplum bunun farkındadır. Direnişçiler ilk günden bunu gördü ve açıklamalarını yaptılar. Çünkü şu bir gerçek; geçmiş süreçlerde de gördük. Bu faşist iktidar, her zorlandığında, sıkıştığında mutlaka biçimsel, taktiksel bazı adımlar atıyor” açıklamasını, terörist Demirtaş ise “Büyük ve ciddi işler yapmak isteyenlerin, küçük ve ucuz algı operasyonlarına tenezzül etmemesi gerekir. Bu konu bizim için hassas bir meseledir. Herkesi ve bütün tarafları daha dikkatli davranarak, psikolojik harekâtın parçası olmamaya davet ediyorum“ açıklamasını yapmıştı.

          CHP’liler, HDP’nin tüm oylarını kemik üzerindeki eti sıyırıp yemesi gibi alırken, hükümet ve iktidar yanlısı yazarların bu konu tartışma programlarında ne zaman açılırsa “Teröristbaşı Öcalan’ın mektup olayına ve Osman Öcalan’ın TRT’ye çıkarılmasına ben de karşıyım” diyerek konuyu hemen kapatmaya çalışmaları ve CHP’ye verilecek cevaplar varken susmaları, propagandada kaybeden olarak görülmeyi sağlamaktadır. Dediğim gibi Öcalanlar üzerinden hem mektup, hem röportaj olayının zamanlaması, aradaki aracılar, kullanılan tiplemeler, içerik her yönüyle yanlıştı ama bu konularda söz söyleyebilecek en son kişiler CHP ve yancılarıdır.

HDP “ÖCALAN MEKTUBUYLA BİZE CHP’Yİ DESTEKLEYİN” MESAJI VERDİ!

Gelelim bu konulardaki ince noktalara…

Teröristbaşı Öcalan’ın mektubundaki muhatap kimdi?

Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP değil mi?

          Teröristbaşı Öcalan, HDP’ye o mektupta şu çağrıyı yapmıştı: Cumhur ve Millet İttifaklarının bu gerçekliğine karşılık HDP’de vücut bulan Demokratik İttifak anlayışı, güncel seçim tartışmalarına taraf ve payanda yapılmamalıdır. Demokratik İttifakın önemi ve tarihsel anlamı mevcut ikilemlere kendine angaje etmemesi ve şimdiye kadar olduğu gibi seçimlerdeki tarafsız çizgisinde ısrar etmesidir. Bu çağrı karşısında HDP “önderimiz” dediği teröristbaşı Öcalan’a ne karşılığı vermişti? HDP “Öcalan’ın tarafsızlık mektubundan sonra HDP bizi terk edecek” diye yürekleri hop hop eden Kemal Kılıçdaroğlu’nu, Meral Akşener’i, Ahmet Davutoğlu’nu, Ali Babacan’ı, Temel Karamollaoğlu’nu rahatlatacak şu cevabı vermişti:

          “HDP hakkında Sayın Öcalan’ın yaptığı açıklamalar, iktidar partisinin güncel siyasi hesaplarının ve seçim polemiklerinin çok üstünde tarihsel bir anlam ve derinliğe sahiptir.”

          “Sayın Öcalan’ın yaptığı açıklamanın geniş siyasal perspektifi son derece nettir ve ‘üçüncü yol sizsiniz’ demiştir. HDP’nin ‘üçüncü yol’ diye ifade ettiği demokrasi yoludur, barış yoludur.”

          “Bu bakımdan Sayın Öcalan’ın açıklaması ile HDP’nin şimdiye kadar yürüttüğü siyaset birbiri ile örtüşmektedir.”

          “İki tarihsel blok arasında taraf olmamaya ve Üçüncü Yol stratejisini kararlı ve ısrarlı bir şekilde sürdürmeye dayalı olarak HDP’nin İstanbul seçimlerine yönelik seçim stratejisinde ve taktik adımlarında bir değişiklik söz konusu değildir.”

          HDP’nin bu cevabı sonrası CHP ve yancıları çok derin bir nefes almıştı. Peki, iktidarı “Öcalan’ın tarafsızlık mektubu” üzerinden suçlayanlar niçin teröristbaşı Öcalan’ın kurduğu HDP’nin “Sayın Öcalan” diye referans gösterip “Yine CHP’yi, yine Ekrem İmamoğlu’nu destekleyeceğiz” dediğinde tepki göstermediler?

          Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Temel Karamollaoğlu niçin “Teröristbaşı Öcalan’ın referansıyla bize destek vermek ne demek, bu nasıl alçaklık?” diye tepki göstermedi? Bunların teröristbaşı Öcalan’ın mektubuna sahip çıkarak bu şekilde cevap veren HDP’ye tepki gösterdiği bir cümle, bir kelime gösterecek olan var mıdır?

          Çünkü bunlar Öcalan’ın mektubu konusunda “HD(P)KK bizimdir, başkasına yâr etmeyiz” duruşunu sergilediler. Bunlar HD(P)KK’dan rahatsız değiller. Sadece HD(P)KK’nın tarafsız kalınca desteğinden mahrum kalma korkusunu yaşadılar.

          Aslında Osman Öcalan bile abisinin mektubunu o günlerde “Kürtler İstanbul’da bugün CHP’yi değil de AK Partiyi desteklesinler gibi bir söylem gerçekçi değil. Apo’nun mektubundan da böyle bir sonuç çıkmıyor.” şeklinde değerlendirerek bunlara “rahatlayın” psikolojisi vermişti.

          Madem teröristbaşı Öcalan’ın mektubunu kendinize dert edinerek Cumhur İttifakı’nı suçluyorsunuz, hepinizin can dostu olan terörist Demirtaş, Öcalan’ın mektubundan sonra “Öcalan’ın demokratikleşme ve barış için alacağı her türlü inisiyatifin yanında olacağımdan, başarısı için samimi çaba sarf edeceğimden kimsenin kuşkusu olmasın” açıklamasını yaptığında o şeref madalyası takacak olan, onunla kahvaltı yapacak olan, onunla kucaklaşacak olan, onun önünün açık olmasını isteyen pespaye ve rezil siyasetçiler niçin sesini çıkaramadı?

          Kandil’deki tüm üst düzey teröristbaşları teker teker videolu, yazılı açıklamalar yaparak AK Parti ve MHP karşısında ittifaka girilen her yerde CHP’nin adaylarını ve İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nu destekleme çağrısında bulunmadı mı?

          PKK elebaşı Murat Karayılan: AK Parti-MHP’ye verilen her oy bize (PKK’ya) sıkılan bir mermidir. Bizim adayımız yok onun için sandığa gitmemek çok yanlıştır. Gitmemek, oy kullanmamak AK Parti’ye oy vermek demektir. Dolayısıyla asla olmamalıdır. Yanlıştır. Kimin seçilip seçilmemesi önemli değil, önemli olan faşist dalganın yayılımını engellemektir. Faşizm, iktidar dalgası var bunu kırmak ve karşı durmak lazım. İstanbul, İzmir ve Ankara bu manada önemlidir.

***

          PKK elebaşı Cemil Bayık: “HDP, AKP-MHP ittifakına kaybettirme tutumunu sürdüreceğini vurgulamıştır. Demokrasi güçleriyle birlikte hareket edeceğini söylemiştir. Bugün demokrasi güçleri kime karşıdır; AKP-MHP ittifakına karşıdır. Bu yönüyle de AKP-MHP ittifakının adayı Binali Yıldırım’a kaybettirmek için çalışmaktadırlar. Sevinçle, istekle sandığa gidip 31 Mart’taki tutum ortaya konmalıdır”

          PKK elebaşı Mustafa Karasu: “Demokrasi bloku kurulmalı, CHP de bunun bir parçası olmalıdır. Kürtlerin metropollerdeki ve Türkiye’deki temel dostları ve müttefikleri sol demokrat güçlerdir. Bunların her zaman yerelde CHP ile belli bir ilişkileri vardır. Daha doğrusu CHP’nin yerel dinamiklerinin sol demokratik güçlerle ilişkilenmeleri söz konusudur.

          KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Besê Hozat: 23 Haziran’da bu faşist blok yeni bir yenilgi alırsa, bu faşist iktidarın tamamen çökmesi ve AKP-MHP iktidarının bir bütün yenilgisi anlamına gelecektir. İstanbul’da da bu bir ayı aşkın süre içerisinde de faşizme karşı güçbirliğini güçlendirmek ve büyütmek lazım. Kürtlerin faşizme karşı duruşu nettir, bu duruşlarını devam ettirecekler ve 23 Haziran’da gerekli cevaplarını da ortaya koyacaklardır. Bunu bundan sonraki toplumsal direnişte de bunu en güçlü bir şekilde ortaya koyacaklardır. Faşizme karşı pozisyon alan aday kimse, bu Ekrem İmamoğlu’ysa o, başka bir adaysa o, AKP-MHP faşizmine karşı aday kimse onu destekleyecektir”

          PKK elebaşı Duran Kalkan: Gerçekten de kararlılıkla İstanbul’da AK Parti-MHP ittifakını yenilgiye uğratmak için mücadele etmek lazım. Şimdi 31 Mart seçimi bütün Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki seçimler gelip İstanbul’da düğümlendi, İstanbul seçimi sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını belirlemeyecek, Türkiye’yi bundan sonra kim yönetecek onu belirleyecek.

          PKK elebaşı Khebat Andok: AKP’nin gitmesini isteyenler de İstanbul’a çok önem verip çalışmalıdır. Seçime sanki bir tek İmamoğlu ve Yıldırım giriyor. Zaten CHP sadece kendi oyları ile Türkiye’de hiç bir yeri doğru düzgün alamaz. Yoksa CHP ve İYİ Parti oyları ile hangi belediyeyi kazanacaklardı? “Erdoğan ve Bahçeli’den herkesin kurtulması lazım. Seçimi kaybederlerse AKP-MHP ittifakı çökecek”

          Kandil’deki daha buna benzer birçok teröristbaşından CHP’yi destekleme açıklaması gelmişti. Peki, seçimler sonrası terör örgütü PKK’nın en üst düzey yönetimi olan KCK heyeti ne açıklama yapmıştı: “23 Haziran’daki İstanbul seçimlerinde AKP-MHP faşizmine önemli bir darbe vuruldu. 23 Haziran’daki tutumunu da Önder Apo’nun ortaya koyduğu bu ölçü belirlemiştir. Önder Apo’yla Hareketimiz, Önder Apo’yla halkımız arasında özel savaşçıların anlamadığı ve anlayamayacağı tarihsel, toplumsal, düşünsel ve duygusal bir bağ bulunmaktadır”

          Asıl önemli soru şudur: Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla doğan ve Atatürk tarafından kurulan bu parti nasıl bir hâle geldi ki, Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak isteyenler CHP’yi destekleme kararından bir saniye bile vazgeçmediler. CHP, terör örgütü PKK’ya nasıl bir vaatte bulundu ki, PKK hem dağdan hem de şehirden açık açık CHP’ye destek mesajları gönderdi?

          Teröristbaşı Öcalan’ın mektubu sonrası ortaya çıkan manzara şudur. Silahı ve eylem planını ABD’den alan Kandil’in, Kandil’in yol haritasından çıkamayan HDP’nin ve Kandil sayesinde nefes alabilen terörist Demirtaş’ın teröristbaşı Öcalan ile kâğıt üzerinde bir bağı kalmıştır. ABD gelişen ve değişen şartlara göre PKK üzerinden yeni bir konsept kurmaya çalışmaktadır. CHP’de ABD’nin bu konseptinde yer almak için sürekli sinyal gönderiyor ve ABD’nin tonlarca silah verdiği PKK’ya sahip çıkıyor, onunla iş birliği yapıyor. ABD’nin koruduğu FETÖ ile de hemen hemen aynı duyuşu, hissedişi ve refleksi gösteriyor.

          Yani demem o ki, HD(P)KK’dan bir rahatsızlığı olmayan, onunla iş birliği yapan CHP ve yancılarının teröristbaşı Öcalan’ın mektubunu sadece kendi ihanetlerini örtmek için maske olarak kullanmaktadır. Teröristbaşı Öcalan’ın mektubunun muhatabı HD(P)KK idi. Hem HDP, hem Kandil “Biz Önder Apo’nun mektubundan mesajımızı aldık, CHP ve Ekrem İmamoğlu’nu desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Var mı bir tane “AK Parti ve MHP’yi destekleyeceğiz” diyen terörist?

          O hâlde kendi rezil hâlinize bakın ve “tüm terör örgütleri ve teröristler bizi niye destekliyor?” sorusunu kendinize sorun…

DEVAM EDECEK