Çobanla oturup ağlayanlar ve maziden bir tartışma!

28.05.2021 10:00

          "Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla oturup kuzuya ağlayanlar” şeklinde bir atasözü vardır. Türkiye’deki muhalefetin propaganda ve siyasi çalışma sistemi de aynı böyledir. Terör örgütü PKK ile iş birliği içindeler ama onları PKK’nın şehit ettiği askerimize, polisimize ağlarken görüyoruz. FETÖ ile birlikteler ama onları FETÖ’nün mağdurları yanında ağlarken görüyoruz. Mesela Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin Türkiye’de ve sınır ötesinde sıcak ilişki kurmadığı bir terör örgütü var mı? Yok… Ama Kemal Kılıçdaroğlu şehit cenazelerinde çok büyük tepki, hatta fiziki şiddet görmesine rağmen neyin peşinde ise görünmeye çalışıyor. Gerçi Çubuk olaylarından sonra şehit cenazelerine katılmayı azalttı. Ama PKK’lılara sahip çıkmayı bir türlü bırakmadı. Hâlâ binlerce kişinin azmettirici katili olan PKK’lı teröristin avukatlığını yapmaya devam ediyor. Hem şehide, hem katiline sahip çıkmak olur mu?

          Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’in Bakara suresi 204. ayetinde, “kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla oturup ağlayanları” bakın nasıl tarif ediyor: “İnsanlardan öylesi vardır ki, onun dünya hayatına dair sözleri senin hoşuna gider. O, kalbinde olmayana Allah’ı şahit tutar. Oysa ki, düşmanların en amansızıdır. Dönüp gitti mi yeryüzünde fesat çıkarmaya, ekini ve nesilleri helak etmeye koşar.”

          O yüzden “çobanla oturup ağlayanların” Türk milletinin duygularını, düşüncelerini istismar ederek, aldatıp, kandırıp Türkiye’yi helak etme çabası görülmelidir.

          İş adamı Mehmet Cengiz, Rize, İkizdere, Meral Akşener, Sedat Peker gündeminde “Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla oturup kuzuya ağlayanlar” tarifine uygun bir olay aklıma geldi. Ben asıl ondan bahsetmek istiyorum. Olacak O Kadar isimli güldürü programının “Tam yerine rast geldi manzara koyduk” repliği var ya, bunu öyle kabul edin…

Neydi o konu?

          1 Kasım seçimleri sonrası MHP’yi ele geçirme operasyonu başlamıştı. Türkiye’de kim kiminle belli olmayan bir ilişki yaşıyordu. Tam böyle bir ortamda Mehmet Cengiz’in Meral Akşener’in oluşumuna 5 milyon dolar yardımda bulunduğu iddiaları tartışılıyordu. Buna aracı olan kişinin de Suç Örgütü Lideri Sedat Peker olduğu söyleniyordu. Mehmet Cengiz’in Sedat Peker ile yakınlığı da bilinen bir konuydu. Hatta Meral Akşener’in kadrosunu oluşturanların bu parayı kendi aralarında buharlaştırma kavgası yaşadığı da çok konuşulmuştu. Hatta Meral Akşener’in kadrosunda olan ama bir türlü “kalıbının adamı olamayan” birinin bunun bir kısmını iç ettiği de iddialar arasındaydı.

          Hatta o zaman Meral Akşener bu tartışmalara MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’yi alet ederek “Devlet Bahçeli benim Mehmet Cengiz’den 5 milyon dolar aldığımı başkanlık divanında anlattı. Ben bunu deşifre ettikten sonra ben Mehmet Cengiz ile hayatımda tanışmadım o kişiye de bir hakaret bana da bir hakaret ama bakın bugün Meral Akşener’in kimseden para almadığı ortaya çıktı. İşte partimizi kurduk. İmece usulü kurduk. Şimdi bağışlar başladı ve öyle götürüyoruz. Her şey açık şeffaf” açıklamasını yapmak durumunda kalmıştı. Oysa bu tartışma kendi içlerinde para kavgası olarak başlamıştı. Biz şahit olduğumuz bu kavgayı yorumlamıştık.

Ama şunların cevabını hiçbir zaman veren olmamıştı.

Türkiye’yi kimin parasıyla gezdin?

Binlerce kişiyi otellerde nasıl konuk ettin?

Gazetelere, televizyonlara ilan paralarını nereden verdiniz?

Salonları nasıl ayarladınız, mitingleri nasıl yaptınız?

Sponsor kimdi?

          Yoksa şimdi İP’li yetkili olan Koray Aydın’ın “Meral Akşener’in tüm toplantılarını organize eden, sponsorluğunu yapan FETÖ’cülerdir” sözü daha gerçekçi, Mehmet Cengiz’in bir katkısı asla yok mu diyorsunuz?

          Zaten Mehmet Cengiz’in sponsorluğu konusu bir iddia… Elbette al belgesi şu diyeceğimiz bir durum değil. Ama bu iddia güçlü bir şekilde tartışılmıştı.

          Bu konu ne kadar tartışıldıysa 27 Mayıs 2016 tarihinde “MHP’de içeriden-dışarıdan değişim isteyenler! Mehmet Cengiz size göre kimdir? Şimdilik soru bu kadar...” şeklinde bir de sosyal medya paylaşımı yapmışım.

          Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptığı Netanyahu benzetmesinden sonra Cengiz İnşaat’ın yaptığı taş ocağını protesto bahanesiyle Rize’ye gitmesiyle başlayan provokasyon tartışmaları sebebiyle eski tartışmalar aklıma geldi. Tekrar söylüyorum bu konu elbette belgesi ispatlı olan bir konu değil ama o dönem çok güçlü tartışılan konu olması sebebiyle ilginç bir ilişki ağı oluşturmuştu.

          Türkiye’de “kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla oturup ağlayanların” manzarası oldukça fazladır. Meral Akşener’in de Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bu konuda eksik kalır bir yanı yoktur.

          Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, HDP, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Temel Karamollaoğlu’na kurdukları birliktelik konusunda çok dikkat etmek gerekiyor.

          Bunların iktidar devirmek ve kendileri oturmak adına yapmayacağı çılgınlık yoktur. Her türlü şeytanla yol arkadaşlığı yapmayı da normal gören karakterleri vardır. Türkiye’yi terör örgütleriyle iş birliği yaparak helak ettirme çabaları bertaraf edilmelidir.