Kanlı sol terör örgütleri ve Sol'un düşük zekâsı

05.08.2021 10:00

          Türkiye'de 1980 öncesi kurulan terör örgütlerine bakın tamamı Marksist-Leninist, Maoist sınıflarına ayrılmış, “sol” düşünceyi benimsemiş, ölmeyi-öldürmeyi kutsayan, hep emperyalizmin uşaklığına soyunanlardan oluştuğunu göreceksiniz. 1980 öncesi Rusya ve Çin beslemesi olmuşlardı ve Türkiye’de kan döküyorlardı. Şimdi de sol terör örgütlerinin ana gövdesi olan PKK, silahı, eylem haritasını ve terör aklını Amerika’dan alıyor ve hem Türkiye üzerinde, hem de bölgemizde kan döküyor.

          “Marksizm-Leninizm” temelinde kurulan terör örgütü PKK şimdi tonlarca silahı Amerika’dan alıyor. Ne tuhaf sezon finali değil mi?

          PKK sol terör örgütlerinin kan denizi ise, DHKP- C, TİKKO, MLKP bu denize dökülen kan ırmaklarıdır. Siparişi kimden alıyorlarsa kiralık katil gibi onun hesabına ölüyor ve öldürüyorlar. Dün, Rusya ve Çin hesabına çalışıyorlardı, bugün ABD hesabına çalışıyorlar. Ama ortak düşman her zaman Türkiye, mazlumlar ve masumlar olmaktadır.

          Sol terör örgütlerinin kan dökme malzemeleri silah, kurşun, bomba, füze, mayın ama ne hikmetse “demokrasi, özgürlük, insan hakları” nutuklarından da vazgeçmiyorlar.

          Sol terör örgütü PKK, 1984 ve 2020 arasında polis, asker, korucu gibi güvenlik görevlisi yaklaşık 9 bin insanımızı şehit etti. 36 yıl içinde toplam 24 bin 837 kamu güvenlik görevlisini yaraladı. 1984 yılından bu yana 5 bin 700 sivilin ölümüne, 11 bin 347 sivilin de yaralanmasına sebep oldu. Dağa kaçırdığı çocukları da terörist yaparak on binlercesini ölüme götürdü. PKK terör örgütünün bugüne kadar yaklaşık 44 bin üyesi öldürüldü. Yani bu sol terör örgütü PKK’nın ölmeye-öldürmeye programlandığının özetidir.

          Her yerinden kan akan bu terör örgütünü “insan hakları, demokrasi, hukuk, özgürlük” kavramlarıyla savunan SOL’ucan beyinli insanlar da vardır. Bunlar kimi zaman bir siyasetçi, yazar, sanatçı, yorumcu, sağlıkçı, sporcu, sendikacı ve daha birçok meslekten hain olarak karşımıza çıkmaktadır.

          Onbinlerce insanın ölümünden sorumlu olan, şehitlerimizin, mazlumların katillerini ağızlarını yaya yaya, kalemlerini gere gere savunmaktadırlar. Bunlara karşı çıkan bizim gibi insanları da “faşist” diye yaftalayarak, medyadaki fonlanan gazete ve televizyonları aracılığıyla da bizi susturmaya çalışmaktadırlar.

“Niye PKK’lı teröristleri savunuyorsun?” diye soruyorsun…

Aman Allah’ım nasıl bir feryat-figan eşliğinde “Hedef gösterildik” diye bağrışıyorlar.

Sol’un yüzsüzlüğü ya da zekâ düzeyi gerçekten bilimsel olarak incelenmelidir.

Bu konuda örneğim çok ama kendi yaşadığım iki örneği vermek istiyorum.

          Birisi HDP ve terörist Demirtaş aşığı olan devrimci teyzemiz Ayşenur Aslan’ın televizyon ekranlarından söylediği “CHP’nin iktidara gelememesi her şeye rağmen bizim umudumuzu da yitirmemize yol açmamalı, çünkü demokrasi dediğimiz şey sadece ve sadece sandıktan geçmiyor. Bugün Kürt siyasi hareketi, nasıl yüzde 40 küsur ile gelmiş AKP iktidarını masaya oturtup bilek güreşi tutuyor. Arkasında silahlı mücadele var. Onun getirdiği bir gözdağı var. Silahlı mücadele demiyorum ama. Silahlı, silahsız mücadele etmek, bedelini ödemek lazım…” sözlerini eleştirmem sonrası yarattıkları atmosfer…

          Diğeri de Çukur isimli dizide İdris Baba rolünü oynayan Ercan Kesal’ın düzenlenen bir programda terörist Demirtaş’ın kitaplarını imzalayarak dağıtmasını ve Camdaki Kız filminde başrol oyuncusu olan Nur Sürer’in “Selahattin Demirtaş’ın suçu nedir? Bu kadar aymazlık, cahillik olmaz” diyerek terörist avukatlığına soyunmasını eleştirmem sonrası yarattıkları atmosfer…

Dediğim bu iki örnektir.

          Ayşenur Aslan hangi sol terör örgütlerine güveniyorsa “Silahlı mücadele başlatalım, bedelini ödeyelim” çağrısında bulunuyor. Bunu eleştiriyorsun sen “faşist”, onlar “demokrat” ilan ediliyor. Oysa Ayşenur Aslan’ın sadece bu değil, buna benzer onlarca ihanet kokan söylemi var… Ama fonlanan medyacılar bizi suçlayarak, akıllarınca suçlarını bastırıyorlar…

          Ercan Kesal ve Nur Sürer de milyonlarca insanın evine oynadıkları diziler sayesinde konuk olan sözde sanatçılar…

          Peki, bunların “PKK’lı(teröristlerin) gençlerin ölüsüne-dirisine sahip çıkacağız” diyen, “PKK’lıların (teröristlerin) cenazesine katılmayan, acımızı paylaşmayan HDP milletvekilleri hakkında soruşturma başlatacağım” diyen, “Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyen PKK’lı terörist Selahattin Demirtaş ile ne işi olabilir?

          “Hendek kazanların ellerinden öpüyorum”, “Şanlı direniş gösteriyorlar, tarih yazıyorlar” diyerek Hendek-Çukur olaylarında PKK’lı teröristlere azmettiricilik yaparak binlerce kişinin ölümüne, yaralanmasına sebep olan, Kobani olaylarında HDP’lileri sokağa dökerek 53 kişinin ölümüne, binlerce kişinin yaralanmasına sebebiyet veren bir teröristin suçu yok, bunu savunan sizin suçunuz yok… Ama şehitlerin, gazilerin, öldürülen mazlumların hakkını savunuyoruz diye biz suçluyuz…

O halde bizi asın, bizi hapislere atın…

Değerli sanatçımız Ali Kınık şarkısında diyor ya…

“Ben bu vatan için varım

Milletim anlasın beni

Suçluysam yeter bu kadar

Utanmadan asın beni

Hor görüldü sevdalarım

Vatan için kavgalarım

Ben küçülmeden yaşarım

İsterseniz asın beni

Bir şafak vakti”

LEMAN’IN KALİTESİZ MİZAHI VE İHANETİ MEŞRULAŞTIRAN ÇABASI

          Eskiden Türkiye’de çıkan tüm mizah dergilerini hiçbir sayısını kaçırmadan takip ederdim. Bunların başında da en eski mizah dergilerinden olan Leman dergisi vardı. Leman dergisinin kalitesi ihanete saplandıkça düştü. O yüzden uzun yıllardır takip etmiyorum. Leman dergisi geçtiğimiz sayılarından birinde de benim Nur Sürer ve Ercan Kesal’ın terörist Demirtaş aşkına yönelik eleştiri yazıma tepki gösteren bir karikatür yayınlayarak beni konu almış…Onu da birisi sosyal medya hesabıma etiketlemiş öyle gördüm. Karikatür çizilir çizilmesine de çizenin zekâ seviyesi, kalitesi, algılama boyutu bu kadar mı kalitesiz olur?

          Karikatüre üst yazı olarak “Bahçeli’nin danışmanı Yıldıray Çiçek, bu kez de Nur Sürer ve Ercan Kesal’ı hedef gösterdi: Türk devleti hainleri bu alandan temizlemeli” başlığı koymuşlar.

          Bana benzemeyen bir tip çizmişler, ceplerime para doldurmuşlar, beni ağzımdan tükürük saçar bir vaziyette sözde sanatçı Nur Sürer ve Ercan Kesal’a “Türk devleti hainleri bu alandan temizlemeli” diye bağırken, Ercan Kesal’ı da Nur Sürer’e beni işaret ederek “Bunun adı Yıldıray değil, Saldıray olmalıymış” derken çizmişler…

          Binlerce kişinin ölmesinde, yaralanmasında PKK’lı teröristleri azmettiren PKK’lı terörist Demirtaş’ı savunan bunlar “melek”, bunlara karşı çıktığımız için biz “Saldıray” oluyoruz… Ah ne komik, ne komik…

          “Türk devleti hainleri bu alandan temizlemeli” cümlemin tamamı şu şekildedir: “Türk devleti, sanatçı kimliklerini kullanarak terör propagandası yapan, teröristlere sahip çıkan hainleri ya bu alandan temizlemeli ya da o karanlık ele esir olarak düştülerse onları kurtarmalıdır. Şimdi söyleyin bakalım Nur Sürer ve Ercan Kesal… Siz bu işi gönüllü mü yapıyorsunuz yoksa karanlık ellerde esir misiniz?” Buradaki mesajımız gayet açık değil mi?

Nur Sürer ve Ercan Kesal’ı bir PKK’lı teröriste sahip çıkmaya zorlayan etkenler nedir?

          Eğer bu sanatçılar PKK’nın elinde esir oldukları için PKK’lı bir teröriste sahip çıkıyorsa Türk devleti onları kurtarmalı… Yok, eğer bu işi gönüllü yapıyorlarsa, onları bu alandan temizleyerek terör örgütü propagandası yapmalarının önüne geçmelidir.

Ne var bunda?

          Hadi Leman “Selahattin Demirtaş PKK’lı değildir, terör örgütüne hizmet etmemiştir, hiçbir terör eyleminde azmettirici olmamıştır” şeklinde bir açıklama yapsana…

          Size göre ben cebime para doldurulup PKK’lı teröristlere sahip çıkanlarla mücadele ediyorsam, sizin de cebinize para doldurularak PKK’lı teröristlere ve onlara destek verenlere sahip çıktığınızı mı anlamalıyız?

          Nur Sürer ve Ercan Kesal’ın dizilerde, sinema filmlerinde oynaması onlara PKK terör örgütü mensubu olan, binlerce kişinin ölümüne, yaralanmasına, halkın ve devletin malının yağmalanmasına, yakmasına, yıkmasına azmettiricilik yapan Selahattin Demirtaş’a sahip çıkma hakkı mı veriyor?

Onların böyle bir hakkı varsa, bizim bunları eleştirme hakkımız yok mu?

          Hadi Leman, teröristleri savunmaya devam et, mizah kaliteni günden güne düşür, komik olduğunu sanarak kendi mahallende alkışlanmaya devam et…

Ya da bu ihanetine bir son ver, terörist avukatlığını bitir.

          Türk milletinden, vatandan, bayraktan, şehitten, gaziden, mazlumdan, masumdan yana gönüllerin mizah dergisi ol… Tercih senin Leman…