AB’nin gözü Rusya’nın elindeki vanada

08.09.2022 09:55

Avrupa’nın önümüzdeki kış aylarında soğukta kalabileceğini ben dâhil birçok kişi dile getirmişti. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle patlak veren savaşta Rusya karşısında cepheleşen AB ülkelerinin en büyük korkusu gerçekleşecek gibi görünüyor. Enerji kaynaklarını bir silah olarak kullandığı eleştirilerine muhatap olan Rusya’nın doğal gaz vanalarını kapatması, hatta vanayı kısması bile, AB için korkulu bir bekleyişe sebep oluyordu. Geçtiğimiz gün Rusya’nın Kuzey Akım hattını tamamen kapattığını duyurması ile AB’nin endişeli bekleyişi daha kritik bir safhaya evrildi. 

Rusya, Baltık Denizinin altından Almanya’ya ulaşan Kuzey Akım-1 hattı ile Almanya Başta olmak üzere AB ülkelerine kayda değer miktarda doğal gaz ihraç ediyordu. Yıllık 55 milyar metreküp taşıma kapasitesi olan Kuzey Akım-1 hattı 2011’de faaliyete başladı. AB’nin artan enerji ihtiyacı neticesinde Kuzey Akım-1 hattına paralel bir diğer hatla mevcut kapasitenin ikiye katlanması hedeflendi. 

Kuzey Akım-2 hattı, AB içerisinde ciddi tartışmalara sebep olmuştu. Yasal gerekçeler ve siyasi mülahazalar, Kuzey Akım-2 projesinin tamamlanmasını epey geciktirdi. Bazı AB ülkeleri gaz naklinin büyük miktarda Kuzey Akım ile gerçekleşmesi halinde Doğu Avrupa ülkelerinde geçen hatlardan sevk edilen miktarın azalacağını, dolayısıyla da güzergâh ülkelerinin transit gelirinden mahrum kalacağını savundu. Bu haklı itiraz, çevreye zarar verileceği, AB’nin Rus gazına bağımlılığının artacağı gibi gerekçelerle desteklendi. AB Komisyonu siyasi gerekçelerle projenin tamamlanmasını engellemeye, engelleyemese de geciktirmeye çalıştı. Nihayetinde Kuzey Akım-2 hattı da 2021 Eylül’de tamamlandı. Ancak Ukrayna savaşı bırakın bu hattın devreye girmesini 10 yıldır faal olan Kuzey Akım-1 hattının dahi işleyişine engel oluşturdu. Savaş başladığında Almanya’nın Rusya’ya ilk tepkisi Kuzey Akım-2 projesini askıya almak olmuştu. 

Rusya, Haziran ayında hattan sevk edilen miktarı düşürmüş, Temmuz ayında da teknik gerekçeler öne sürerek hattı 10 günlüğüne tamamen kapatmıştı. Teknik çalışmanın tamamlanmasından sonra ise Rusya hattın kapasitesinin ancak beşte birine tekabül eden miktarda gaz sevkiyatına başlamıştı. Şimdi ise hattın tamamen be belirsiz bir süre için kapatan Rusya, AB ülkelerini enerji silahı ile vurmaya hazırlanıyor. Rusya’ya getirilen yaptırımların kaldırılmaması, Ukrayna’ya verilen desteğin geri çekilmemesi halinde bu hattın tekrar devreye girmesi ihtimali düşük.

Rusya bu kararıyla AB ülkelerini Ukrayna savaşındaki pozisyonlarını ve politikalarını gözden geçirmeye zorluyor. AB ise enerji tasarrufuna gidilmesi, doğalgaz yerine kömür, yeşil enerji ve nükleer enerjini daha fazla kullanılması gibi tedbirlerle Rusya’nın hamlesinin etkisini sınırlandırmaya gayret ediyor. Ancak, AB ülkelerinin Rusya’dan ithal edilen doğalgaza bağımlılığı öyle kısa sürede başka enerji kaynakları ile ikame edilecek derecede değil. AB, enerji krizi sebebiyle Rusya karşısında çok zor bir duruma düşmüş durumda ve bazı tavizler vermesi muhtemel. 

Ayrıca, meselenin bir de ekonomik boyutu var ki o da AB için ayrı bir sorun teşkil ediyor. Rusya’nın vanayı kapattığını duyurmasının ardından doğalgaz fiyatlarında yaşanan artış, arz kıtlığı arttıkça fiyatların yukarı yönde gitmeye devam edeceğinin göstergesi sayılabilir. Avrupa ülkelerinin uzun zamandır görmediği enflasyon oranlarına ulaştığı hatırlanırsa, enerji arzındaki yavaşlamanın emtia fiyatlarını yükseltici etkisi sebebiyle Avrupa ekonomisine yeni sorunlar çıkaracağını öngörmek yanlış olmaz. 

AB Komisyonu Başkanının "Putin, arzı keserek ve enerji piyasalarımızı maniple ederek enerjiyi bir silah olarak kullanıyor" demesi aslında yaşanan süreci gayet isabetli bir şekilde özetliyor. Putin’in enerjiyi bir silah olarak kullandığı doğru ancak bu da milletler arasındaki mücadelede başvurulabilecek meşru bir yol. AB’nin “Ukrayna’dan çıkana kadar Rusya’dan enerji ithal etmeyip çok ihtiyaç duyduğu bir gelirden onu mahrum bırakacağım” demesi ne kadar doğal ise Rusya’nın “yaptırımları durdurun, düşmanına destek vermeyin yoksa vanayı kapatırım” demesi de o kadar. AB, Rusya’ya cephe alırken işin bu noktaya geleceğini öngörmüş olmalıydı.