İklim değişikliği ve tarımda sürdürülebilirlik

29.11.2020 10:00

Tarım, ülkemizde hem ekonomik, hem de sosyal olarak çok önemli bir sektördür. Üretim alanı bakımından üstü açık büyük bir fabrika olan tarım sektörümüz, küresel iklim değişikliğine karşı büyük ölçüde savunmasızdır. Dolayısıyla ülkemizde geleceğe dair tüm tarımsal üretim ve pazarlama faaliyetlerinin planlamasında, iklim koşulları bilgisi önemli bir yer tutmaktadır.

Son yıllarda etkisini iyice hissettiren küresel ısınma; ülkemiz gündemini oldukça meşgul eder bir duruma gelmiştir. Ayrıca küresel ısınma ve küresel ısınma sonucu ortaya çıkan iklim değişikliği, günümüzün en önemli çevre ve ekonomik problemleri arasında yer almaktadır.

Ülkemizin farklı bölgelerinde meydana gelen iklim değişiklikleri, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkilemiştir. Özellikle su kaynakları bakımından yetersiz olan kurak ve yarı kurak bölgelerimizde, önemli sorunlara neden olmuştur. 2020 üretim yılı itibarıyla ülkemizde küresel iklim değişikliğine bağlı olarak, tarımsal ürün verimliliğinin %10-15 arasında azaldığı görülmüştür. Yaz aylarında aşırı sıcak ve tropik günler nedeniyle, barajlarımızın su tutumlarında ciddi seviye düşümleri, çok sayıda göl, sazlık ve diğer sulak alanların bir bölümü kurumuş, önemli bir bölümü ise kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu durum çiftçilerin, tarımsal üreticilerin bireysel kuyu açmalarına neden olmuştur. Açılan bu kuyular çiftçiye şimdilerde ek maliyetler getirmiştir. Ayrıca bu durum önümüzdeki yıllar içinde artan sayılarda obrukların oluşmasına davetiye çıkaracaktır.

Bitkisel üretim faaliyetlerimiz ülkemizde büyük oranda açık alanlarda yapılmakta ve doğaya bağlı olarak sürdürülmektedir. Bu nedenle bitkisel üretim doğrudan iklim parametreleriyle (sıcaklık, yağış, güneşlenme, don, rüzgâr ve nispi nem) yakından ilgilidir.

Bitkisel üretimimiz, 2020 yılı iklim parametrelerinden sıcaklık, rüzgâr ve yağış miktarındaki değişimden oldukça fazla etkilenmiştir. 2021 yılı için iklim değişikliğiyle ortaya çıkabilecek bitkisel üretimdeki değişiklikler, geçimini, yaşamını tarımdan sağlayan özellikle çiftçilerin ekonomik ve sosyal yapısında olduğu kadar, ülkemiz ekonomisinde de önemli sorunlara neden olma ihtimali yüksek bir beklentiyi ortaya çıkarmıştır.

Ülkemizde tarım sektörü, insanların beslenmesi, işe katılımı, ekonomiye katkısı ve dış satım potansiyeli bakımından büyük önem taşımaktadır. Sektör içerisinde yer alan bitkisel üretim, son yıllarda bazı ürünlerde devlet desteğinin artmasıyla birlikte, istihdam ve geçim kaynağı açısından önemli hâle gelmiştir.

Tarım, iklim parametrelerinden olan sıcaklık, yağış ve hava hareketlerinden en fazla etkilenecek sektörlerden birisidir. Ülkemizde sıcaklık ve yağışta meydana gelen değişimlerin bitkisel ürünlerin üretim miktarı ve verim durumları ile su kaynaklarını olumsuz yönde etkilemiştir. Önümüzdeki yıllarda ülkemiz tarımı için ciddi risklerin olacağı günleri yaşayabiliriz.

Sıcaklık ve yağışta meydana gelen değişimlerin ülkemiz bitkisel üretim düzeyi üzerinde yaratacağı olumsuz etkilerin azaltılması ve önlenebilmesi amacıyla: Bitkisel üretim veri tabanlarının güncellenmesi, üretim desenine yönelik planlama yapılması, iklim değişikliğine uyum sağlayacak özellikle kuraklığa dayanıklı bitki çeşitlerinin geliştirilmesi çalışmalarına hız verilmelidir. İklim ve su varlığına uygun ürün çeşitlerinin teşvik edilmesi, su kaynaklarının planlı ve verimli kullanılması ile damla sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması için proje ve uygulama kontrollü desteklemeler yapılmalıdır. Ayrıca çiftçilerimizin toprak tuzluğu ve drenaj konularında duyarlılığının arttırılması ivedilikle yapılmalıdır.

Coğrafi bilgi sistemleri ve dijital teknolojilerden yararlanarak; çiftçi, toprak kullanımı, iklim, sulama, ürün desenini kapsayan bir “tarım envanteri” acilen oluşturulmalıdır.

Değer zincirinin tümünü birlikte yönetme felsefesi ile gıda ve tarımı bir bütün olarak ele aldığımızda; iklim değişikliğini temel bir parametre kabul ederek, ortaya çıkması olası tehditlerle başa çıkabilecek bir ürün deseni ve tarımsal üretim sistemi kurulmalıdır.

Bu amaçla; üniversiteler, araştırma enstitüleri ve sivil toplum kuruluşları ile yapılan iş birliktelikleri desteklenmelidir.

Temel hedefimiz çiftçilerin gelirlerinin; öngörülebilir ve istikrarlı olmasını sağlamak olmalıdır!..