Tarımın en büyük hastalığı: Tutarsızlık!

24.09.2020 10:00

Tutarsız kelimesinin oldukça sık bir şekilde karşımıza çıkmasından dolayı kelimenin anlamını bilmekte fayda var diye düşünüyorum. TDK’ya göre anlamı: Tutarlı olmayan, aralarında çelişki bulunan…

Tarım sektörünün en önemli sorunlarından biri de, tutarsızlıktır. Tutarsızlık, bir kişi olabilir bir kurum olabilir bunların belirli bir değeri savunup sonra o değere uygun davranışta bulunmamasıdır. Tutarsızlık, dilsel ve mantıksal yönden bağlanamayışından kaynaklanan anlatım ve davranış sorunudur diyebiliriz. Dolayısıyla tutarsızlığı ve tutarsızları tanımakta yarar var düşüncesindeyim. Tutarsız insanlar hem güvensizliği hem de güvensiz insanları doğururken, tutarlı olmak aksine güveni teşkil eder, üstelik kişilerin içsel ve manevi olarak da huzur duymasını sağlar.

HER YERDELER, MAALESEF

Tutarsızlığın, üslup tuhaflığından (yapmacıklık) başlayarak çeşitli dereceleri de vardır. Bunların en önemli özellikleriyse çıkarları neyi gerektiriyorsa onu söyler, onu yapar ve ona göre davranırlar.Bir bakmışsınız söylediklerinin tersini iddia eder, bir bakmışsınız taban tabana zıt davranış sergilemişler. Onlar için önemli olan tutarlı olmak değil çıkarlarıdır. Çünkü tüm düşünceleri, söylemleri ve eylemleri, çıkarları üzerine şekillenmiştir.

Nereden bakarsak bakalım tutarsızlık yüzünden tarım sektörü gündemden düşecek gibi de görünmüyor maalesef.

Tutarsız; para etmeyen çiğ süt, reyondaki kırmızı et, tarladaki domates, depodaki patates, tarladan markete yüzde 100 fark atan meyve ve sebze fiyatları…

Tutarsız; tarımsal verileri veren, onu kaynak gösteren, yüksek lisans veya doktora yapan, dolayısıyla işin içinden çıkamayan akademisyen…

Söyler misiniz? Neresinden tutalım…

Tarım sektörünün kendi içinde farklı sorunlarının olduğu herkes tarafından bilinir. Çünkü bu sorunlar sektörde kronik hale gelen ve hiç kimsenin dillendiremediği sorunlardır. Plansız üretimden başlayıp, girdi maliyetleri, verimlilik, piyasadaki boşluk, kurumların işlevsizliği gibi birçok sorun bütün gerçekliğiyle bilinir.

Fakat görevde yükselme, bir makam, bir mevki veya hatırı sayılır bir koltuk sahibi olunduğunda nedense bu sorunlar unutulur. Âdeta yokmuş gibi davranılır. Bu konuyla ilgili profesör ve öğrenci hikâyesi aklıma geldi.

Vaktiyle bir profesör, öğrencisini kürsüye çıkarıp dersi anlat, demiş.

Öğrenci başlamış dersi anlatmaya

Profesör:

-Şimdi kürsünün üstüne çık, devam et. Öğrenci kürsüye çıkıp devam etmiş.

Profesör:

-Kürsünün üstüne bir sandalye koy, üstüne çık devam et. Öğrenci, denileni yapmış.

Profesör:

-Şimdi sandalyenin üzerine tabureyi koy, devam et demiş.

Öğrenci artık düşmemek için dengesini kontrol ederek konuştukça dediklerinde tutarsızlık başlamış. Sonra hoca dersi bitirmiş.

“İnsan yükseldikçe dediklerinde tutarsızlıklar olur, çünkü artık beynin söyleneni değil, bulunan yerden düşmemeyi öncelikli kılar.”

Ülkemizde tarıma bakış açımızın değişmesi gerekiyor farkında değil misiniz? Ya da farkındasınız ama görmezden mi geliyorsunuz?

Tarımda söz sahibi karar vericiler belirli bir noktada fikir birliğine varmış olmalı, hatta varmalıdırlar. Liyakatin istihdam edildiği bir tarım ülkesi olmak zorundayız. Ülke tarımına sadakatle hizmet edecek, dilin, dinin, mezhebin, bir gruba ait olmanın hiçbir öneminin olmadığı, tutarlı, konusunu iyi bilen, ortaya alternatifler koyan, somut ve bilimsel verilerle tecrübesini paylaşan, çalışkan, heyecanlı, şerefli, izzetli vatan evlatlarına yöneticilik şansı verilmelidir.